İsrail askerlerinin Mavi Marmara gemisine saldırıları nedeniyle İsrail’in Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararı

9 07 2010

TBMM BAŞKANLIĞINA

Aşağıda yazılı soru önergemin Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

1) Sayın Bakan, Dışişleri Bakanlığının Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının TBMM’nde görüşülmesi sırasında Meclis kürsüsünden İsrail askerlerinin Mavi Marmara gemisine saldırıları nedeniyle İsrail’in Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından kınanmış olduğu söylediniz.

Ben de bu iddianıza karşılık söz alarak, ifadenizin tamamen gerçek dışı olduğunu ve kamuoyunu bilinçli olarak yanıltmayı öngördüğünü belirtmek suretiyle sizi Meclis kürsüsünden doğruları açıklamaya davet ettim. Kanun Tasarısı’nın TBMM’de cereyan eden uzun tartışma sürecinde talebimi yerine getirmekten kaçındınız. Bunun üzerine tekrar söz  alarak, kamuoyunu aldatmaya yönelik  tutumunuzun İsrail’e yönelik  taleplerimiz açısından ciddi sonuçları olacağı kaygısıyla, sizden  tekrar kınama konusunda  gerçek durumu  açıklamanız talebinde  bulundum.  Dışişleri Bakanı olarak taşıdığınız sorumluluk, benim sorularımı yanıtlamanızı gerektiriyordu. Ancak, sorularımı ısrarla yanıtlamaktan kaçındınız ve konuyu karanlıkta bırakmayı yeğlediniz.

Oysa,bu konudaki gerçekleri kamuoyuyla paylaşmak zorundayız. Bilindiği üzere B.M. Güvenlik Konseyi’nin kararları bağlayıcıdır. Siz, böyle bir kararı çıkarma başarısını gösteremeyince, zevahiri kurtarmak için müracaat edilen ve hiçbir bağlayıcılığı olmayan Güvenlik Konseyi Başkanlık Açıklaması’na razı oldunuz. Fakat Başkanlık Açıklaması’nda da İsrail’in kınanmasını sağlayamadınız. Nitekim, açıklama metni aynen şöyle:

“Konsey en az 10 sivilin yaşamını kaybetmesine ve çok sayıda kişinin yaralanmasına yol açan eylemleri kınar, olaylarda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diler.”

Görüleceği üzere bu metinde her iki tarafın eylemleri,  yani İsrail askerlerinin ateşli silahlarla sivilleri öldürme eylemi ile, Mavi Marmara gemisi yolcularının bir bölümünün sopalarla kendilerini savunma eylemi kınanıyor. İsrail kınanmıyor. Bu metinden İsrail’in kınandığı gibi bir yorumu çıkarmak asla ve kata mümkün değil.

Sayın Bakan, işin doğrusu bu iken, sizin, “B.M. Güvenlik Konseyi açıklamasıyla İsrail kınanmıştır”  yolundaki gerçekleri açıkça tahrif eden ve kamuoyunu aldatmayı hedefleyen ifadeniz, Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı sıfatıyla sahip olmanız gereken onur, itibar ve inandırıcılıkla bağdaşıyor mu?

2) Başkanlık açıklaması metninde dikkati çeken bir husus ta, İsrail askerlerinin sekizi Türk vatandaşı dokuz kişiyi öldürmeleri eylemiyle, bazı Mavi Marmara gemisi yolcularının sopalı direnişinin aynı kefeye konulması ve her ikisinin de kınanmasıdır. Açıklama, İsrail askerlerinin işledikleri katliamla, yolcuların sopalı direnişini eşitliyor.   Bu korkunç bir adaletsizlik ve vicdansızlık değil mi?  Bu bakış açısı utanç verici bir yaklaşımı yansıtmıyor mu? Sayın Bakan böyle bir açıklamayı nasıl kabul edebildiniz? Açıklamayı bu haliyle kabul etmenizin, Türkiye’nin, İsrail’in özür dilemesi ve tazminat ödemesi yolundaki taleplerini kökten çürüteceğini düşünemediniz mi?  Bu husustaki fahiş hatanızı ve ağır sorumluluğunuzu kabul ediyor musunuz?

3) Sayın Bakan,  elinde böyle bir belge olunca İsrail’in Türkiye’den özür dilemesi düşünülebilir mü?

4) BM Güvenlik Konseyi Başkanlık Açıklaması’nın Türkçe tercümesi üzerinde tahrifat yapılarak, metne sanki İsrail’in kınandığı gibi bir anlam kazandırılmıştır. Türkiye basını da bu tahrif edilmiş metin üzerinden yorumlarını yapmak durumda kalmıştır. Bu tahrifata neden mani olmadınız?

5) Sayın Bakan, bu açıklama ve sorularımız, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Türk devletinin ve katliam mağdurlarının hak ve hukukunu koruyamadığınızı ortaya koyuyor. Güvenlik Konseyi’nde İsrail’in suçunu tescil ettiremediğiniz gibi, İsrail askerlerinin işledikleri katliamla yolcuların sopalı direnişini eşitleyen bir Başkanlık Açıklamasını kabul ettiniz,  Güvenlik Konseyi’nden İsrail’i kınayan bir karar çıkartamadınız.  Bağımsız bir araştırma komisyonu kurdurtamadınız. Bu durumda, Türkiye’nin haklı davasını daha Birleşmiş Milletler’de kaybetmiş olmadınız mı?

DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN :

http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/yazili_sozlu_soru_sd.onerge_bilgileri?kanunlar_sira_no=85055

Reklamlar

İşlemler

Information




%d blogcu bunu beğendi: