Şükrü Elekdağ’a cevap

26 09 2009

Taha Akyol

Milliyet Gazetesi, 26 Eylül 2009

SAYIN Elekdağ’ın hükümeti ve Dışişleri’ni “basiretsiz ve hain” diye suçlamasını eleştirmiştim. Dün de Elekdağ’ın beni üç noktada eleştiren uzun yazısını okudunuz.

Bu üç konudaki cevabımı sırayla yazıyorum:

Kars Antlaşması ve sınır Sayın Elekdağ’a göre Protokoller’de 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşması’nın adı geçmediği için Ermenistan’la sınırımız tartışmaya açık hale gelecektir! Halbuki Diplomatik İlişkilerin Kurulmasına Dair Protokol’de, eşitlik, egemenlik gibi ilkelerin yanında açıkça “toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı” hükmü yer almaktadır.

Bu, sınırları tanımak değilse nedir?

Bu ilkeler sadece Türkiye ile Ermenistan arasında değil; bu iki ülkenin başka ülkelerle ilişkileri bakımından da vurgulandığı için, Karabağ sorununa bile ışık tutacak niteliktedir.

Kars Antlaşması’na gelince… Protokol’de hem “mevcut sınırın karşılıklı olarak tanındığı” belirtiliyor, hem bu sınırın “uluslararası hukukla ilgili antlaşmalarda tarif edildiği” belirtilerek bu antlaşmaların geçerliliği vurgulanıyor.

Nedir bu antlaşmalar? Biri, Sovyetler’le imzaladığımız 18 Mart 1921 tarihli Moskova Antlaşması, öbürü Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan Sovyet cumhuriyetleriyle imzaladığımız 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşması! Protokollerde Kars Antlaşması’nın ‘tanınmadığını’ ileri sürebilmek için, hangi antlaşmaların tanınıp da Kars Antlaşması’nın bunun dışında tutulduğunu ortaya koymak gerekirdi!

Nahcivan’da ‘garantörlük’

Protokol’de Kars Antlaşması bu şekilde teyit edildiğine göre, bu antlaşmanın Nahcivan konusunda Türkiye’ye kazandırdığı haklar da elbette geçerlidir.

Kaldı ki, Ermenistan, “Ben Sovyet Ermenistan’ı değilim, tanımıyorum” diyemez, antlaşmalar halef devletleri de bağlar çünkü. (Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi, 62. md) Kars Antlaşması’nın Türkiye’ye tanıdığı hak için Sayın Elekdağ “garantörlük” diyor, bunun “söz söyleme hakkı” olduğunu da belirtiyor. Doğrudur, bu, Kıbrıs’taki gibi “müdahale” hakkı veren türden bir garantörlük değil, Nahcivan’ın Azerbaycan’a bağlı özerk cumhuriyet olmasını siyaseten savunma hakkı veren bir garantörlüktür.

Protokol’de “antlaşmalar” teyit edildiği için bu hakkımız da teyit edilmiştir.

Tarih Komisyonu

Evet, bu konuda Sayın Elekdağ’ın dediği gibi, “1915 olaylarına ilişkin gerçeklerin ortaya çıkarılması” ifadesi protokolde yok. Elbette böyle bir ifade olayların ‘soykırım’ olduğu iddiasını tartışmaya açmak anlamına gelirdi…

Protokolde ise olayların “tanımlanmasına ve tavsiyelerde bulunulmasına yönelik olarak, tarihsel kaynak ve arşivlerin tarafsız bilimsel incelenmesini de içerecek şekilde bir diyaloğun uygulamaya konulması” hükmü yer alıyor.

Bu da olaylara soykırım “tanım”ı konulup konulamayacağının tartışılmasıdır ki yine soykırım iddiasını tartışmaya açmaktadır.

Görülüyor ki, Protokoller, elektrikli konularda diplomaside çok defa yapıldığı gibi, sağ kulağı sol elle işaret etme üslubuyla kaleme alınmıştır. Kamuoylarının bugün çok hassas olduğu konularda yarınlara dönük bir pencere açmak için genelde böyle yapılıyor.

Kırılgan bir süreç

Sayın Elekdağ’ın, sert eleştiriden öteye, Dışişleri’ni ve hükümeti “basiretsiz ve hain” diye suçlaması, bu hassasiyetlerin nerelere tırmanabileceğinin bir örneğidir.

Ermeni tarafındaki hassasiyet ise büsbütün mariz boyutlardadır: Hâlâ Kars ve Ardahan’ı isteyen, Doğu Anadolu’ya Batı Ermenistan diyen, bunları Bağımsızlık Bildirisi’ne yazıp anayasalarında atıfta bulunan mariz duygular…

Bu mariz duygular ancak ilişkileri dengeli bir biçimde geliştirerek zamanla yatışır, kâğıt üzerindeki ifadeler o zaman ‘müzelik’ olur ancak.

Protokoller’i “ihanet” diye suçlamak da, mucize beklemek de yanlıştır, zira sorunlar çok karmaşık ve çok duygusal; yol da çok uzundur. O sebeple önümüzdeki süreç, Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun dediği gibi “çok kırılgan”dır. Basit bir olay patlamaya hazır duyguları ateşleyerek süreci tersine bile çevirebilir.

Onun için itidal diyorum, sağduyu diyorum. Mutlaka “Karabağ’a dikkat” diyorum aynı zamanda.

Reklamlar

İşlemler

Information




%d blogcu bunu beğendi: