‘Mavi Kitap’ ve Türk-Ermeni sorunu – Murat Belge’ye yanıt

8 12 2006

Radikal Gazetesi 8 Aralık 2006

Bizim bakışımıza göre 1915 olaylarına ilişkin sorun, tarihsel ve hukuksal boyutları olan bir uluslararası ilişkiler sorunu niteliğini taşır. Çözüme dair tüm adımların, taraflar arasında müzakere yoluyla saptanmış bir yol haritası çerçevesinde atılabileceği aşikâr

Sayın Murat Belge’nin, ‘Ermeni soykırımı’ iddialarına ilişkin gerçeklerin ortaya çıkarılması amacını güden girişimlerimi konu alan ve Radikal’in 14 ve 17 Kasım tarihli nüshalarında yayımlanan makaleleri asılsız iddialar, yanlış değerlendirmeler ve maddi hatalar içeriyor.
Sayın Belge, ‘Mavi Kitap girişimi’ başlıklı makalesinde şu iddialarda bulunuyor:
(1) Şükrü Elekdağ’ın eline “Mavi Kitap’ın iki yazarından biri olan Arnold Toynbee’nin, bu kitabın propaganda için kullanılmış olmasından duyduğu üzüntüyü belirten bir yazı” geçmiştir. Elekdağ, bu yazıdan, kitap “Propaganda olduğuna göre yalan olmalı …” sonucunu çıkararak, TBMM’nin İngiltere Parlamentosu’na ‘bu yalanın resmen yalanlanmasını’ talep eden bir mektup yazılmasına önayak olmuştur.
(2) Mavi Kitap gerçekleri içermektedir, çünkü “Toynbee’nin anılarını okuyunca, bu kitapta Ermeni kıyımı üzerinde söylediklerinin arkasında durduğunu görüyorsunuz. (…) bunlar doğru değil anlamına çekilecek bir tek cümlesi yok.”
(3) İngiliz Büyükelçisi Sir Peter Westmacott, TBMM Başkanı Bülent Arınç’a gönderdiği bir mektupta Mavi Kitap’ın doğruları yansıttığını şu ifadelerle belirtmiştir: “Yazarlar Lord Bryce ile Arnold Toynbee’nin bu kitapta propaganda amacıyla gerçekleri çarpıttığına dair ciddiye alınabilecek bir eleştiri, bir tespit yapılmamıştı ve savaş koşullarında böyle bir kitabın yayımlanması, propaganda anlamında bir işlev görmüş olsa da, böyle olması, kitapta anlatılan şeylerin doğru olmadığı anlamına gelmezdi.”
(4) Wesmacott’un, “Sizin açtığınız yola şimdilik girmiyoruz ama ısrar ederseniz gireriz. En iyisi siz bir daha oturup düşünün” anlamındaki bu uyarı mektubu üzerine TBMM’nin sesi sedası kesilmiştir. Sonuç olarak Elekdağ’ın işgüzarlığı ‘gülünç duruma’ düşmemizden başka bir işe yaramamıştır.
Kulaktan dolma bilgiler
Sayın Belge’nin bu iddiaları gerçekleri yansıtmıyor. Anlaşılan, makalesini kulaktan dolma bilgilerle yazmış ve Mavi Kitap ile TBMM’nin İngiltere Parlamentosu’na mektubunu okumamış. Çünkü okusa, Toynbee’nin Mavi Kitap’ın yazarlarından biri olduğunu makalesinde iki kere tekrarlayarak büyük bir hata yapmazdı. I. Dünya Savaşı sırasında İngiltere Savaş Propaganda Bürosu’nda (SPB) kadrolu uzman olarak çalışan Toynbee, Mavi Kitap’ın yazarı değildir, editörüdür. Kitap, Osmanlı hükümeti tarafından tasarlandığı iddia edilen ‘bir etnik imha planı’ çerçevesinde, Ermenilere karşı uygulanan “vahşet ve katliamların” güya görgü tanıkları tarafından hazırlanan 150 belge ve raporu içermektedir. Toynbee bu belge ve raporları düzenlemiş, derlemiş ve yayına hazır hale getirmiştir. İngiliz hükümetinin SPB’ye bu kitabı hazırlatmakla amaçladığı hedeflerin başında, Amerikan kamuoyunun Ermenilere acıma duygusunu sömürerek Washington’un savaşa mümkün olduğu kadar erken girmesini sağlamak geliyordu. Nitekim, bu kitabın ABD Başkanı Wilson’un savaşa katılma kararını almasında başta gelen bir etken olduğunu İngiliz hükümeti bakanları açıklamışlardır. (Mosa Anderson, Noel Buxton, A Life, London, 1952, s.8)
‘Mavi Kitap’ın maskesinin düşmesi
Murat Belge, bulduğum bir belge nedeniyle Mavi Kitap’ın düzmece olduğu kanısına vardığımı söylüyor. Bu doğru değil. Mavi Kitap’ın maskesini düşüren ve sahteliğini ortaya çıkaran Amerikalı tarihçi Justin McCarthy’dir. Mavi Kitap’ın 1916’da basılan orijinal nüshasında, raporları hazırlayanların objektif, güvenilir ve muteber kişiler oldukları belirtildikten sonra, “Osmanlı Devleti’nin misillemesinden korumak amacıyla” bu kişilerin gerçek isimlerinin açıklanmadığı ve onlara kod adlarıyla atıfta bulunulduğu belirtiliyordu. Kitap, bu şekliyle Türkiye’ye karşı yıllar boyu son derece etkili bir propaganda aracı olarak kullanıldı ve soykırım iddiasının altyapısını oluşturdu. Ne var ki, Profesör Justin McCarthy kitaptaki kod adlarının kimlere ait olduğunu gösteren bir belgeyi İngiliz arşivlerinde bulunca Mavi Kitap’ın uyduruk niteliği ortaya çıktı. Kod adlarına ilişkin anahtar liste, kitaptaki belge ve raporları düzenleyen kişilerin, Ermenilerin koruyuculuğunu üstlenmiş olan ve Osmanlı Türkü’ne karşı yoğun bir kötüleme kampanyası yürüten Amerikalı misyonerler, Rus ordusu saflarına katılarak Osmanlı ordusuna karşı çarpışan ve Anadolu’da yaygın katliamlar yapan ihtilalci Taşnak Partisi yetkilileri ve Türk düşmanı Ermeni aktivistler olduğunu ortaya koyuyordu. Böylece, Mavi Kitap’ın, tam bir sahtekârlık ürünü olduğu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmiş oldu. (Justin McCarthy, “I. Dünya Savaşında İngiliz Propagandası ve Bryce Raporu”, Osmanlı’dan Günümüze Ermeni Sorunu, Ankara, Yeni Türkiye Yayınları, 2001 s.21)
‘Mavi Kitap savaş propagandasıdır’
Savaş propagandacılığı işine bulaştıktan bir süre sonra tarihçi olarak üne kavuşmaya başlayan Toynbee’nin, olaylara önceki tek taraflı yaklaşımı ve tarihi gerçekleri çarpıttığı hissiyatından rahatsız olduğu anlaşılıyor (William H. Mc Neil, Arnold Toynbee a life, Oxford University Press, s. 74). Nitekim, 1922 ‘de yayımlanan ‘The Western Question in Greece and Turkey’ adlı eserinin 50. sayfasında Mavi Kitap’ın ‘savaş propagandası’ olduğunu itiraf etmiştir. Kitaptaki ifadeler aynen şöyledir: “Gerektiği şekilde savaş propagandası olarak yayımlanan ve dağıtılan Mavi Kitap”. (“Blue Book which was duly published and and distributed as a war propaganda”). Toynbee, bilahare yayımlanan ‘Acquaintances’ adlı eserinin 149’la 152. sayfalarında Osmanlı Devleti’ne karşı girişilen propagandanın hangi nedenlerden kaynaklandığını bu işlere karışmış olmanın yarattığı pişmanlık duygusuyla izah etmekte ve Mavi Kitap’ın bir ‘karşı-propaganda’ (‘counter-propaganda’) aracı olduğunu vurgulamaktadır. İngiliz arşivleri, Başbakan Lloyd George’un “Türkler Anadolu’dan atılmalıdır” (The Turks must go) programı bağlamında bizzat vermiş olduğu bir emirle SPB’nin Türklere karşı son derece yoğun bir iftira, kötüleme ve aşağılama kampanyasını yürütmekle görevlendirildiğini ortaya koyuyor (F.O 395/139/64927, Anti-Turk Propaganda). SPB uzmanı Toynbee tarafından yayına hazırlanan Mavi Kitap da esas itibarıyla bu projenin bir parçasıdır. Böyle bir kötüleme ve aşağılama kampanyasının ürünü olmasına, içerdiği belge ve raporların uyduruk ve düzmece niteliklerinin kanıtlanmış bulunmasına ve editörü tarafından da savaş propagandası olduğunun kabul edilmesine rağmen, Belge’nin hâlâ Mavi Kitap’ın tarihi gerçekleri yansıttığını iddia etmesini, akıl, mantık ve sağduyu ile bağdaştırmak mümkün değildir.
Belge, mektubu tahrif etmiş
Büyükelçi Westmacott’un mektubu, Belge’nin söylediklerinin tam tersini içeriyor. Mektubun orijinalinde Büyükelçi aynen şunları yazmış : “Majesteleri Hükümeti’nin bir üyesi olarak Dışişleri Bakanı, Parlamento’nun malı olan bir belgenin geçerliliği üzerinde yorum yapamaz. Bununla birlikte, Dışişleri Bakanlığı, Mavi Kitap’ın yayımlanmasının, o dönem için savaş faaliyetleri bağlamında yapılması istenilen bir durum olduğunu kabul etmekle birlikte, raporların hiçbiri tekzip edilmemiştir ve yazarlar Lord Bryce ve Arnold J. Tonynbee ile ilgili olarak ahlaki veya entelektüel sahtecilik yaptıklarını iddia edenler çok azdır.” Görüleceği üzere, Büyükelçi, kapalı ifadelerle, Mavi Kitap’ın savaş propagandası olduğunu kabul ediyor, fakat kitap gerçekleri yansıtıyor diyemediğinden, kitabın içindeki raporların tekzip edilmediğinden söz ediyor. Oysa, tarihçi Justin McCarty’nin açıkladığı İngiliz arşiv belgesi Mavi Kitap’taki raporların düzmece ve sahte niteliğini ortaya koymuştur. Büyükelçi, ayrıca, Mavi Kitap’ın editörleri hakkında göğsünü gere gere “Bryce ve Toynbee ahlaka ve entelektüel dürüstlüğe sahip insanlardır” demekten çekiniyor ve ezile büzüle, bu kişilerin ahlaki ve entelektüel dürüstlükten yoksun olduklarını iddia edenlerin az olduğunu söylemekle yetiniyor. Görüleceği üzere Büyükelçi, Belge’nin iddiasının tam tersine mektubunda Mavi Kitap’ın gerçekleri yansıttığından kesinlikle bahsetmiyor. Yer darlığı nedeniyle burada İngiltere Parlamentosu ile tüm yazışmaları ele almamız mümkün değil. Ancak, şu kadarını söyleyelim: TBMM’nin girişimine İngiltere Parlamentosu tarafından resmen karşı çıkılamamış ve Mavi Kitap’ın içerdiği rapor ve iddiaların gerçekliğini savunacak nitelikte veya kitabın uydurma ve düzmece olduğunu ret anlamında bir tek söz dahi söylenememiştir. Bu şekilde, Mavi Kitap’ın düzmece niteliği ve bir propaganda ve aldatmaca aracı olduğu ortaya konmuştur. Maksat hasıl olmuştur. Kimin gülünç olduğuna gelince, bu sıfatı, iddiasını kanıtlamak için Büyükelçi Westmacott’un mektubunu dahi tahrif etmekten kaçınmayan sayın Belge’nin hak ettiği açıktır.
Çözümün yol haritası
Sayın Belge, ‘Ermeni konusunda değişim’ başlıklı ikinci makalesinde, Milliyet gazetesinde Ermeni sorununda politika değişikliği başlığıyla manşetten verilen ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Ermeni iddiaları konusunda uluslararası yargıya gidileceği yolundaki açıklamasını konu alan bir habere atıfta bulunuyor. Fakat haberde ‘Şükrü Elekdağ adının önemle geçmiş olması’ nedeniyle, Elekdağ’ın karıştığı bir girişimden olumlu bir sonuç beklenemeyeceği kanısını ediniyor. Belge, ayrıca, ‘şimdiye kadar 20’ye yakın ülkenin parlamentosu, 1915’te bir ‘soykırım’ uygulandığına dair kararlar veya yasalar çıkardılar” dedikten sonra, “Sen kendi tarihinde olmuş bir olayla yüzleşmeyi reddeder, bu tavrı alırsan, o gitgide daha çok sayıda ülke de böyle davranmayı seçecektir” sonucuna varıyor.
Sayın Belge’nin iddia ettiği gibi Türkiye tarihiyle yüzleşmeyi reddetmiyor. Hükümet ve ana muhalefet partisi bu konuda ortaklaşa cesur bir siyasi irade ortaya koyarak geçen yıl 1915 olaylarına ilişkin gerçekleri araştırıp ortaya çıkarmak üzere Türkiye ile Ermenistan arasında bir ortak tarih komisyonu kurulmasını ve komisyonun bulgularının dünya ile paylaşılmasını önermişlerdir. TBMM tarafından da onaylanan bu öneri maalesef Ermenistan tarafından kabul edilmedi. Yani, sayın Belge’nin söylediği gibi, tarihiyle yüzleşmekten kaçan taraf, Türkiye değil Ermenistan’dır. Dışişleri Bakanı sayın Gül’ün yaptığı açıklamadan, şimdi sorunun uluslararası yargı alanında ele alınmasını öngören yeni bir hamle yapılacağı ve bu amaçla yararlanılabilecek hukuki seçenekler üzerinde çalışıldığı anlaşılıyor.
Bize göre 1915 olaylarına ilişkin sorun, tarihsel ve hukuksal boyutları olan bir uluslararası ilişkiler sorunudur. Bu sorunun çözümüne ilişkin tüm adımların daha başlangıçta taraflar arasında müzakere yoluyla saptanmış bir yol haritası çerçevesinde atılabileceği aşikârdır. Birinci boyutu oluşturacak olan Türk-Ermeni tarihçiler komisyonunun çalıştırılması, bu uzlaşma sürecinin olmazsa olmaz bir halkasıdır. Zira, ancak tarihsel bulguların ortaya çıkarılmasından sonra ikinci boyut devreye girebilir ve sorunun hukuksal açıdan değerlendirilmesi mümkün olabilir. Esasen, soykırım suçu hukuktan soyutlanamaz. Zira, suçun tanımı ve hangi koşullarda varlığından söz edilebileceği 1948 Birleşmiş Milletler, Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’yle saptanmıştır. Bu nedenle, Türkiye ile Ermenistan’ın hukuka işlerlik kazandırmaları, Soykırım Sözleşmesi’nin ‘makabline şamil’ bir şekilde 1915 olaylarına uygulanmasını kabul etmeleri ve sorunun özelliğini dikkate alarak 1907 Lahey Sözleşmesi çerçevesinde tahkim yöntemine başvurmalarıyla gerçekleşebilecektir. Bu sürecin bir bütün olduğu ve tarihsel araştırma ile tahkim süreçlerinin birbirinden ayrılmaz şekilde uygulanacağının altı çizilmelidir. Akıl ve mantık, Türkiye ile Ermenistan’a ortak bir girişimle yaşadıkları beşeri facianın tüm yönlerini gün ışığına çıkarmak suretiyle tarihleriyle yüzleşmelerini ve bunun sonuçlarını kabullenmelerini emrediyor. Barış bu travmadan doğacaktır.

Reklamlar

İşlemler

Information




%d blogcu bunu beğendi: