ABD 2023 Projeksiyonu, Küresel Güvenlik Gelişmeleri: NATO–AGSP

9 10 2006

ASAM Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi, 09 Ekim 2006

2023 yılında Türkiye’nin stratejik konumunun ne olacağını tespit etmek, sadece Türkiye’ye bağlı değil. 2023 yılında dünya nasıl bir durumda olacak, Türkiye’nin çevresi nasıl olacak, Türkiye’nin iç yapısı ne durumda olacak. Biz gerçekten Atatürk’ün laik demokratik yapısını koruyabileceğiz mi, yoksa bazılarının bizi sürüklemek istediği ılımlı İslam cumhuriyetine doğru mu gideceğiz bütün bu faktörleri birlikte değerlendirmek gerekiyor.

19 uncu Yüzyıl için Alman yüzyılı derler, 20 nci yüzyıl için Amerikan yüzyılı derler. Şimdi Batılı uzmanlar 21 inci Yüzyıl için Çin ve Hindistan’ın öncülüğünde Asya yüzyılı olacak diyorlar. Asya ülkeleri gerçekten, hem nüfus açısından, hem teknoloji, hem ekonomi açısından Batı ülkelerini teker teker geçmeye başladılar. Çin şu anda İngiltere’yi geçti, çok yakında Almanya’yı geçecek, 2030’da Japonya’yı geçecek, 2040’da Amerika’yı geçecek, 2050’da kişi başına milli gelirde de Amerika’yı geçecek. Teknoloji açısından da olağanüstü gelişmeler sağlıyorlar. Bugün dünyadaki askeri güç açısından değerlendirirseniz de ilginç ipuçları var. bugün nükleer silahlara sahip devletlerden sadece bir tanesi Amerika kıtasında, iki tanesi Avrupa kıtasında, Rusya’yı da Asya’da sayarsanız Rusya, Kuzey Kore, Çin, Hindistan, Pakistan, İsrail Asya Kıtasındadır, İran’da olursa 7 tanesi Asya Kıtasında olacak. Dengeler değişiyor, dünya dengeleri değişiyor. Bizim bütün bunları düşünmemiz lazım.

Peki, Asya ülkelerinin Batıya nazaran eksikleri yok mu, var. Japonya’yı, bir ölçüde Hindistan’ı bir tarafa bırakırsanız, Asya ülkeleri henüz daha demokratik devrimlerini tam yapabilmiş değiller. Avrupa’nın ve Amerika’nın üstün tarafı, halk iradesine dayalı rejimlere sahip olmaları. Türkiye’nin de avantajı belki ekonomide, bazı alanlarda Asya ülkelerinin bir bölümünün gerisindeyiz, Avrupalıların gerisindeyiz, ama demokratik devlet düzenini benimseme açısından çok önemli bir avantajımız var. Türkiye bütün bu bölge ülkeleri içinde, bulunduğu bölgedeki ülkeler içinde demokratik ve laik tek ülkedir. Bir özelliğimiz de Atatürk’ün çizgisinde izlediğimiz dış politika sayesinde 83 yıldan bu bölgede savaşa girmemiş tek ülkeyiz. Barışı koruyabilmiş tek ülke Türkiye’dir. Bu özelliğimizi dikkate almamız lazım.

Peki, ne yapabiliriz? Türkiye’nin ihracatından bahsetti sabah arkadaşlar, ama en önemli ihracat kaleminden bahsetmediler. Türkiye’nin en önemli ihracat kalemi demokrasidir. Biz demokrasiyi bölgeye ihraç ettiğimiz takdirde, hem Türkiye için, hem bölge ülkeleri için çok büyük bir avantaj sağlarız. Bu bölgeye demokrasiyi yayabilmek, bölgede barışın ve istikrarın sigortası olacak. Çünkü, dünyada şimdiye kadar demokrasiler arasında hiç savaş çıkmamış. Eğer biz bölge ülkelerini demokratik ülkeler haline getirirsek, bu bölgede de barışın ve istikrarın yerleşmesine önemli bir katkıda bulunmuş oluruz.

Türkiye için bir faydası da, Türkiye bugün bütün NATO ülkeleri içinde komşuları arasında otoriter rejimlerin, totaliter rejimlerin olduğu tek ülkedir. Bundan kurtulmanın bir yolu da demokrasiyi bölgeye ihraç etmektir. Bunun sonucunda bütün Batı ülkelerinin yararlandığı, bir tek Türkiye’nin yararlanmadığı buss devedant denilen barış payından yararlanmış oluruz. Bugün biz gayri safi milli hasılamızın yaklaşık yüzde 4,5’unu savunmaya ayırıyoruz. Batı ülkelerinde bu yüzde 1,5’a indi. Almanya yüzde 1,5’unu ayırıyor, Kanada yüzde 1,5’unu ayırıyor. Bazı ülkelerde en çok yüzde 2, bizde yüzde 4,5’tur. Biz gayri safi milli hasılamızın yüzde 1’ini savunmadan tasarruf etsek, bu 4 milyar dolar yapar. 4 milyar doları senede eğitime, sağlığa, sosyal harcamalara ayırırsanız Türkiye’nin görünümü değişir, yapısı değişir.

Bunların dışında Türkiye’nin içinde yapmamız gereken reformlar var. Bunları başarabilirsek eğer, Türkiye gerçekten 2023 yılında çok büyük ve güçlü bir ülke olarak ortaya çıkar. Bugün Türkiye ekonomik gayri safi milli hasıla açından dünyanın en büyük 20 ülkesinden birisidir. Fakat insan gelişme endeksinde 88 inci sıradayız. Türk vatandaşları zengin bir ülkenin fakir çocuklarıdır. Çünkü, devletin geliri, olanakları, kaynakları halkın yararına yeterince kullanılamıyor. Gelir dağılımı adaletini sağlayamıyoruz. Bölgesel dengesizlikleri gideremiyoruz. Siz bugün Türkiye’nin Güneydoğusunda yaşayan bir vatandaşımız Kuzeybatısında yaşayandan, ortalama olarak 16 yıl daha az yaşıyor. Milli gelir böyle Kocaeli’nde 16 bin dolar, Şırnak’a 1800 dolar. Hastane yatağı öyle, Ağrı’da Türkiye ortalamasının 1/5’i.
Türkiye’nin çok kapsamlı bir sosyal ve bir sosyal ekonomik reforma ihtiyacı var. Bunu yapmak için de, Türkiye’yi bağımlılıktan kurtaracak, IMF’ye en uzun bağımlı kalan tek ülke Türkiye’dir. Yüzde 6,5 faiz dışı fazla vermek zorunda bırakılan tek ülkedir dünyada. Böyle yaparsanız kaynaklarınızı kalkınmaya harcayamazsınız. Türkiye, Atatürk’ün koyduğu tam bağımsızlık ideali hedefine ulaştığı zaman ekonomide, dış politikada, diğer alanlarda bu başarıları sağlayacak.

Sabahleyin bir arkadaşımız “siyasi partiler strateji üretemiyorlar, dış politika üretemiyorlar” dedi. Öyle anlaşılıyor ki bizim ürettiklerimiz, düşüncelerimiz, önerilerimiz pek yansımıyor akademik çevrelerimize. Eğer bütün kuruluşlarımız bizim kadar üretse, Türkiye başka bir noktada olurdu. Herhalde bu konudaki yayınlarımız, çalışmalarımız arkadaşlarımıza ulaşmıyor. Stratejik konularda bizim kadar araştırma yapan kaç kurumumuz var Türkiye’de bilmiyoruz.

Bir başka arkadaşımızda bir öneride bulundu “zorunlu eğitim 12 yıl olmalı” dedi. Bu bizim kurultayımızda kabul ettiğimiz temel sorunlar, temel çözümler belgesinin 11 inci maddesinde resmen önerdiğimiz husustur. Öyle anlaşılıyor ki, bizim sıkıntımız yaptığımız çalışmaların, ürettiğimiz fikirlerin paylaşılamaması. O nedenle ASAM’a, değerli dostum Sayın Faruk Loğoğlu’na teşekkür ediyorum bize bu fırsatı verdiği için. Eğer vakit olsaydı, soru cevap kısmı olsaydı bunları anlatırdık, ama öyle anlaşılıyor ki laik cumhuriyette çalışmalarımızı ramazan topuna göre ayarlamak zorundayız. (Alkışlar)

Reklamlar

İşlemler

Information




%d blogcu bunu beğendi: