Dış Politikada Zor Tercihler

30 06 2006

Yankı Dergisi, Haziran 2006

Türkiye, coğrafi konumu bakımından dünyanın en zor ve tarih boyunca büyük bunalımlara sahne olmuş bir bölgesinde bulunuyor. İş başında, kriz yönetimi alanında 3,5 yıl sonra dahi hala deneyimsiz ve başarısız görüntüler veren bir hükümetin bulunması, ülkemizin karşı karşıya bulunduğu çetin dış politika tercihlerini doğru yapmasını önemli ölçüde güçleştiriyor.

Komşumuz İran’ın tüm dünyada merak ve endişe ile izlenen Uranyum Zenginleştirme çalışmalarının yaratabileceği muhtemel sonuçlardan en fazla etkilenecek ülkelerden biri kuşkusuz Türkiye’dir. ABD ve İsrail’in bu konuda askeri seçeneğe başvurması ülkemiz için öngörülmesi olanaksız fevkalade olumsuz sonuçlar yaratacaktır. İran’a karşı global veya kısmi bir ekonomik ambargo uygulanması da, memleketimizin bazı iddia ve övünmelerin tersine, kırılgan olan ekonomisini allak-bullak edecektir. Bunlar olmayıp da İran’ın Nükleer Silahlar imal etmesine seyirci kalınması, memleketimiz için bir kâbus senaryosudur. Bölgemizdeki tüm güvenlik kriter ve dengelerini altüst edecek böyle bir gelişmenin sonuçları ülkemiz için mutlaka olumsuz olacaktır.

İkinci bir örnek de yanıbaşımızdaki giderek derinleşen ve sonu belirsizleşen Irak bunalımıdır. ABD’nin Irak’ı işgaline ve önemli sayıda ABD askerlerinin ülkemizde konuşlanmasına karşı çıkan Türkiye, şimdi Washington yönetiminin yeni bir Vietnam Sendromuna kapılarak Irak’tan çekilmesinin nasıl bir kaos yaratacağını acı acı düşünmektedir. ABD’nin Irak’taki en güvendiği siyasi ve etnik güç olan kuzeydeki Kürt Devleti’nin yarattığı ve ilerde yaratabileceği sorunlar da, son Şemdinli olaylarında görüldüğü gibi, ülkemizi çok yakından ilgilendiren fevkalade duyarlı bir konudur.

Dış politikamızdaki üçüncü bir açmaz da içinde bulunduğumuz İsrail – Filistin kıskacıdır. Bir taraftan ABD’deki güçlü Yahudi Lobisi ve bölgemizdeki dengeler açılarından İsrail ile yakın ve dostça ilişkiler sürdürmeye mecbur olan Türkiye, İsrail’in özellikle Hamas’ın seçim zaferinden sonra Filistin yönetim ve halkına uyguladığı acımasız politikalar nedeni ile zorlanmaktadır. İsrail Dışişleri Bakanı Bayan Livni’nin geçtiğimiz günlerde gerçekleşen Ankara ziyareti sırasında Türkiye’nin yapması gereken zor tercihler iyice belirgin hale gelmiştir. İsrail’in Hamas’ın tutumunu bahane ederek Batı Şeria’nın bir bölgesinden tek taraflı çekildikten sonra Filistin ile sınırları bir emrivaki şeklinde tek taraflı olarak çizmek hususundaki kararlılığı Ankara’yı rahatsız etmektedir. Böyle bir sözde çözüm formülü Devletler Hukuku’na ve adalet kurallarına karşı olduğu gibi Kudüs’ün Statüsü, mültecilerin geleceği ve Batı Şeria’daki İsrail yerleşimcilerinin durumu gibi kilit konuları askıda bırakacağı için kalıcı bir barışın böyle bir formülle sağlanması imkansızdır. İsrail’in son Filistin seçimlerinden itibaren bu ülkeye uyguladığı acımasız ambargoların yarattığı büyük insani sorunlar vicdan sahibi her Türk Vatandaşını yaralamaktadır. Bir taraftan İran’ın Nükleer politikalarına karşı çıkılırken öbür taraftan İsrail’in bir nükleer güç haline gelmesine seyirci kalınmasının tutarsızlığı da ortadadır.

Dünyanın en önemli krizlerinin tam ortasında bulunan Türkiye’nin stratejik öneminin AB ülkelerinde takdir edilerek tam üyelik sürecimizin hızlanması bizim için adeta bir teselli mülakatı olur idi. Ancak ne yazıktır ki Türkiye ile ilişkilerin stratejik boyutu konusunda AB ülkelerinde bir görüş birliği oluşmuş değildir.

Reklamlar

İşlemler

Information




%d blogcu bunu beğendi: