TBMM Üyeleri Tarafından Büyük Britanya Avam Kamarası İle Lordlar Kamarası’na Gönderilen Mektup

13 06 2005

Büyük Britanya Avam Kamarası ve Lortlar Kamarası’nın sayın üyeleri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Büyük Britanya Parlamentosu üyelerine en derin saygılarını sunar ve gerek Türk halkı gerekse dünyada çeşitli ülkelerde yaşayan Türkler için büyük önem taşıyan 1915 Osmanlı-Ermeni trajedisine ilişkin bir hususu dikkatlerine sunmak ister.

Aşağıda imzaları bulunan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tüm üyelerini oluşturan bizler, Büyük Britanya Parlamentosu ve Hükümeti tarafından, kamuoyuna, Büyük Britanya Parlamentosu Mavi Kitaplar külliyatı çerçevesinde yayımlanan Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere Uygulanan Muamele 1915-1916 adlı kitabın, I. Dünya Savaşı’nda “Wellington House”daki İngiliz Savaş Propaganda Bürosu tarafından hazırlanan bir propaganda malzemesi olduğunun ve sözkonusu kitapta yer alan Osmanlı Ermenilerinin isyanı ile buna karşı Osmanlı Devleti’nin almış olduğu önlemlere ilişkin bilgilerin mesnetsiz ve güvenilir olmadığının açıklanmasını talep etmekteyiz.

Muhtemelen bildiğiniz gibi, I. Dünya Savaşı sırasında İngiltere’nin savaş propaganda faaliyetleri, önce Savaş Propaganda Bürosu (1914), bilahare Enformasyon Dairesi (1916), daha sonra da Enformasyon Bakanlığı (1918) tarafından yürütülmüştür. Resmi yapısı ne olursa olsun İngiliz propaganda faaliyetleri savaş boyunca “Wellington House” ismiyle tanımlanmıştır. “Wellington House”, müttefik devletlerin ve Amerikan halkının savaşa desteğini ve özellikle Amerika’nın savaşa katılmasını sağlamak amacıyla, Almanya ile Osmanlı İmparatorluğu aleyhine bir kamuoyu dezenformasyon kampanyasını planlamış ve uygulamıştır. “Wellington House” bu amaçla biri “Alman Vahşeti” diğeri de “Türk Vahşeti” hakkında iki önemli rapor hazırlamıştır. (Türkler hakkında rapor Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere Uygulanan Muamele 1915-1916 başlığı ile kitap halinde yayımlanmış olup bundan böyle buna “Mavi Kitap” olarak atıfta bulunulacaktır.) Her iki rapor da Savaş Propaganda Bürosu’nda uzman olarak çalışan Arnold Toynbee tarafından yazılmış ve ünlü bir şahsiyet olan İngiltere’nin Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi Viscount Bryce imzasıyla yayımlanmıştır. 2 Aralık 1925’te Lortlar Kamarası’nda bir konuşma yapan Dışişleri Bakanı Sir Austin Chamberlain, Viscount Bryce’ın “Alman Vahşeti” adlı raporunun asılsız bir savaş propagandasından ibaret olduğunu açıklamıştır. Ancak, aynı şekilde asılsız propaganda malzemesinden başka bir şey olmayan Mavi Kitap hakkında böyle bir açıklama yapılmamıştır. Oysa Mavi Kitap’ın “savaş propagandası” olduğunu Arnold Toynbee’nin kendisi bile itiraf etmiştir.

Savaş Propaganda Bürosu’nun Mavi Kitap’la ilgili tüm kayıt ve belgeleri bir yangınla tahrip olmuş bulunmakla birlikte, İngiliz bürokrasisinin diğer bölümlerinde muhafaza edilen bu konuyla ilgili birçok önemli belge tahribattan kurtulmuş ve şans eseri bulunmuştur. Son zamanlarda, İngiltere arşivlerini inceleyen bağımsız araştırmacılar tarafından ortaya çıkartılan bu belgeler şu hususları kanıtlamaktadır:

1. Savaş Propaganda Bürosu, Osmanlı İmparatorluğu’nun tahrip edilmesini ısrarlı bir
şekilde I. Dünya Savaşı’nın temel hedefi olarak göstermeye çalışmıştır. Bu projeye “Türkler Gitmeli” (Türklerin Avrupa ve Anadolu’dan Orta Asya’ya sürülmesi anlamında) adı verilmiştir. Bu amaçla yürütülen ve esas itibarıyla Amerikan halkını hedef alan propaganda kampanyası; İngiltere’nin Anadolu ile Mezopotamya’daki sömürgeci politikalarını mazur göstermeyi; önemli bir müttefik olan Rusların Yahudilere karşı uyguladıkları vahşeti ört-bas etmeyi ve özellikle Amerika’daki siyasi karar mercilerini, basını, akademisyenleri, çeşitli mezheplerden Hıristiyan kuruluşlarını ve fikir öncülerini, Türklerin Ermenilere “insanlık dışı muamele uygulamalarına ve katliam yaptıklarına” inandırmak ve Amerikan kamuoyunda yeterli tepki yaratmak suretiyle Amerika’nın savaşa katılmasını amaçlamıştır.

2. Başbakan Lloyd George, Enformasyon Servisi Direktörü Albay John Buchan’a “Türkler Gitmeli” programını planlama ve uygulama emrini vermiş, Buchan da, bu amaçla hazırlanacak materyalin üretimi, yayınlanması ve dağıtımı işleriyle Stephen Gaselee’yi görevlendirmiştir. Sözkonusu propaganda materyali şu görüş ve inançları yaratmak ve yaymak amacını güdecekti : (1) Batı ile Anadolu’nun ve Mezopotamya’nın Türklerin işgalinden önceki eski kültürel mirası arasında yakınlık bulunduğu. (2) Türklerin bölgede ilerlemeyi, ticareti ve sosyal gelişmeyi önledikleri. (3) Türklerin, Osmanlı Devleti’nin asıl unsurları olan halklarla ve özellikle Ermenilerle, eşitlik ve adalet ölçütleri çerçevesinde kaynaşma ve bunları yönetim kabiliyetine sahip bulunmadıkları. (4) Türk Devleti’nin ıslah edilmesinin imkansız olduğu ve Türk toplumunun, doğası nedeniyle, reform yapma ve uygarca kendi-kendini yönetme yeteneğinden mahrum bulunduğu. (5) Başbakan Lloyd George tarafından da saptandığı gibi bağnaz ve kabiliyetsiz bir millet olan Türklerin Avrupa ile Asya arasında stratejik köprü konumundaki Anadolu’yu kontrol etmelerinin veya Almanya’nın bir uydusu olmalarının son derece tehlikeli olduğu. (6) Osmanlı devlet sistemindeki her dini cemaatin kendini yönetmesi şeklindeki hoşgörüye dayandığı iddia edilen yaklaşımın (Buchan’ın ifadesine göre “bir dinler müzesi”), esasında Batının çoğunluğun yönetimi ve azınlıkların haklarına sahip çıkılması sistemiyle bağdaşmadığı.

3. Stephen Gaselee, Savaş Propaganda Bürosu uzmanı tarihçi Arnold Toynbee’den Türk-karşıtı kampanya için çalışabilecek yazarların isimlerini talep etmiştir. Toynbee’nin kendi ismi de dahil verdiği ayrıntılı liste, Mark Sykes gibi Ortadoğu üzerinde çalışmış yazarların ve Ermeni davasını benimseyen Amerikalı misyoner liderlerin isimlerini içeriyordu. Kampanya bağlamında Savaş Propaganda Bürosu’nda çalışan 54 yazar tarafından Osmanlı Ermenilerinin durumu hakkında düzenlenen düzmece yazılar, sanki gerçek olaylara görgü tanığı olmuş olan kişilerin raporları gibi yayımlanıyordu. Amerika’ya gönderilen bu raporların dağıtımı, Başkan Woodrow Wilson’a son derece yakın oldukları bilinen ve belli başlı Amerikan gazeteleriyle iyi ilişkileri olan Sir Gilbert Parker ve Geoffrey Butler tarafından yapılıyordu.

4. Savaş Propaganda Bürosu, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki durum hakkında Amerika’ya iletilen tüm bilgilerin yegane kaynağı konumundaydı. Gaselee-Toynbee ekibi, Mavi Kitap da dahil, 37 değişik yayından yedi milyondan fazla nüshanın dağıtımını sağladı. İngiltere, Almanya’nın transatlantik iletişim kablolarını tahrip etmiş olduğu için, Savaş Propaganda Bürosu bağımsız muhabirler tarafından Amerika’ya gönderilen bütün raporları sansür ve kontrol etme imkanına sahipti. Associated Press, 1915’te Avrupa’daki Amerikalı muhabirlerin gönderdikleri yazıların % 75’inin İngiliz makamları tarafından tahrip edildiğini açıklamıştır.

5. Büyükelçi Viscount Bryce’ın imzasını taşıyan Mavi Kitap, güya “Osmanlı askerleri veya vatandaşları tarafından Ermenilere karşı yapılan katliamlara ve diğer vahşete” ilişkin olarak 150 görgü tanığının anlattıklarına dayanmaktadır. Mavi Kitap, görünürde “kişileri Osmanlı misillemesinden korumak amacıyla”, “görgü tanıklarının” gerçek isimlerini açıklamamakta ve bu kişilere kod adlarıyla atıfta bulunmaktadır. Kısa bir süre önce İngiliz arşivlerinde bulunan Mavi Kitap’taki kod adlarının kimlere ait olduklarını gösteren bir Savaş Propaganda Bürosu belgesi, bu 150 kişiden, 59’unu misyonerlerin, 52’sini Ermeni aktivistlerin ve yedisini de isyancı Ermeni Taşnak liderlerin oluşturduğunu ortaya koymuştur. Geriye kalan 32 kod adına gelince, bunlar ya tamamen uydurma kişilere aittir, yahut da aynı kişinin başka bir kod adıyla tekrardan gösterilmesi sonucu Mavi Kitap’ta yer ayrılmıştır. Arnold Toynbee’nin kendisi bile kimlikleri bilinmeyen kişilerin hazırladıkları raporlar üzerinde çalışmaktan hoşnut değildi. Bir keresinde, Viscount Bryce’a yazdığı bir mektupta “Bu belgelerin otuz dört tanesinin, yani yüzde yirmi üçünün gerçek yazarının kim olduğunu bilmiyorum” demişti. Ancak bu belgelerin yazarları da kitapta bilinen yazarlarla birlikte aynı şekilde yer almışlardır.

Belirttiğimiz gibi bu hususlar, Bryce’ın Mavi Kitap’ının, yine Bryce’ın imzasını taşıyan ve İngiltere tarafından resmen asılsızlığı açıklanmış olan “Alman Vahşeti” raporunun tüm kusurlarıyla malul olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Şöyle ki: (1) Mavi Kitap, Savaş Propaganda Bürosu’nun “Türkler Gitmeli” programının bir ürünüdür, bu bakımdan bir propaganda malzemesidir. (2) Savaş Propaganda Bürosu uzmanları, Mavi Kitap’ın hazırlanmasında, tanıklık yaptıkları olaylar hakkında kişisel bilgileri olmayan bir çok sahte “görgü tanığının” ifadesini kullanmışlardır. (3) Bunlar dışında Mavi Kitap’ta “görgü tanığı” olarak atıfta bulunan kişilerin büyük çoğunluğu da konuya taraf olan ve icra ettikleri dini ve siyasi görevler nedeniyle yansız bir tutum içinde olmaları mümkün olmayan kişilerdir. (4) Mavi Kitap’ın yazarları, kitapta ifadelerine yer verilen “görgü tanıklarının” söylediklerini, yabancı misyonların ve askeri görevlilerin ifadelerinden yararlanmak suretiyle doğrulama yoluna gitmemişlerdir. (5) Mavi Kitap’ta “görgü tanıklarının” ifadelerini nakzeden diğer kaynakların ifadelerine hiçbir şekilde yer verilmemiştir. (6) Mavi Kitap’ta, Ermeni İsyanlarına ve Doğu Anadolu’da on binlerce Müslüman’ın katledilmesine hiç değinilmemiştir. (7) Mavi Kitap’ta, “görgü tanıklarının” Osmanlı Devleti’nin politikalarına yönelik her türlü kınama ve eleştirilerine yer verilirken, bu politikalar nedeniyle, savaş alanı dışında bulunan yüz binlerce Ermeni’nin barış ve istikrar içinde yaşamaya devam ettiklerinden hiçbir şekilde söz edilmemiştir. (8) Buchan’ın çalışması, kısmen de olsa, romanlarında ve diğer yazılarında da açıkça ortaya koyduğu üzere, ırkçılığının ve Yahudi düşmanlığının ürünü olarak görülmelidir.

Görüleceği üzere, Mavi Kitap, İngiltere’nin savaş sırasındaki fevkalade başarılı bir propaganda faaliyeti olup, Osmanlı Ermenilerinin isyanı ile buna karşı Osmanlı Devleti’nin almış olduğu önlemler hakkında gerçekleri aksettirilen güvenilir bir tarihi kaynak değildir. Gerçekten de, Osmanlı ordularına karşı Ruslarla güçlerini birleştiren Ermeni çetelerinden, Osmanlı resmi görevlilerinin öldürülmelerinden, ikmal ve iletişim hatların kesilmesinden, Osmanlı kentlerinin ele geçirilmesi girişimlerinden, Türklerin Van’da topluca katledilmelerinden, bir milyondan fazla Müslüman’ın Rus ve Ermeniler tarafından topraklarından zorla sürülmelerinden kitapta hiç bahsedilmemektedir. Daha sonraları Toynbee’nin, bu tek taraflı anlatımı nedeniyle tarihi gerçeklere ihanet ettiği hissiyatına kapıldığı bildirilmiştir. Ancak, Mavi Kitap’ın tahripkar ve habis etkileri bugün hala devam etmekte ve Ermeni aktivistler tarafından uluslararası medyanın, siyaset adamlarının, fikir önderlerinin ve bilim adamlarının aldatılarak Türkiye’ye karşı kin ve nefret duygularının yayılmasında etken olmaktadır.

İngiltere hükümeti, her ne kadar Mavi Kitap’ın geçersizliğini resmen açıklamamış olsa da, bu kitaptaki belge ve iddiaların, mesnetsizliği, hükümsüzlüğü ve hukuken hiçbir değer taşımadığı, 1921 yılında Malta Mahkemesi tarafından alınan kararla dolaylı olarak ilan edilmiş bulunmaktadır. Anımsanacağı üzere, 1920 yılında İngiliz İşgal kuvvetleri tarafından 144 Osmanlı devlet adamı ve görevlisi Ermenilere karşı vahşet ve katliam yaptıkları iddiasıyla mahkeme edilmek üzere tutuklanmış ve Malta Adası’na gönderilmiştir.

Mahkeme tarafından görevlendirilen bir Osmanlı Ermenisi araştırmacı tarafından Osmanlı, İngiliz ve Amerikan arşivlerinde yapılan son derece titiz araştırmalara rağmen sanıkları suçlayacak hiçbir belge, kanıt ve güvenilir “görgü tanığı” bulunamayınca, İngiltere Kraliyet Başsavcısı 29 Temmuz 1921 tarihli kararıyla, kanıtların yetersizliği nedeniyle davanın görülemeyeceğine ve sanıkların serbest bırakılmalarına karar vermiştir.

Bu noktada, şu önemli sorunların cevaplandırılması gerekiyor: Malta sürgünlerini mahkum etmek için neden 1916’da yayımlanan Mavi Kitap’ın içerdiği kanıtlar kullanılmadı? Toynbee’nin Mavi Kitap’ı yazarken dayandığı kaynaklardan derhal yararlanmak imkanı varken bunlar mahkeme tarafından neden dikkate alınmadı?

Bu soruların cevabı kısa ve açıktır: Mavi Kitap’tan yararlanılmadı, çünkü içerdiği iddia ve belgeler mesnetsiz ve asılsız. Mavi Kitap yazılırken dayanılan kaynakların hepsi el altında olmasına rağmen bunlar kullanılmadı, çünkü bu kanıtlar, belgeler ve “görgü tanıkları” bir İngiliz mahkemesi tarafından dikkate alınacak bir değer taşımıyordu.

İngiliz hükümetleri Mavi Kitap’ı kaile almamaya devam etmektedir. İngiltere Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Barones Ramsay of Cartvale, 14 Nisan 1999 tarihinde İngiliz Hükümeti adına Büyük Britanya Lortlar Kamarasında yaptığı açıklamada “…ancak Osmanlı yönetiminin, denetimi altındaki Ermenileri ortadan kaldırmaya yönelik spesifik bir karar aldığını gösteren kuşku götürmez kanıtların yokluğunda, İngiliz Hükümetleri 1915 ve 1916 olaylarını ‘soykırım’ olarak tanımamışlardır” demiştir.

Büyük Britanya Hükümeti, Bryce’ın uydurma “Alman Vahşeti” raporu için yaptığı şekilde Mavi Kitap’ın asılsızlığını ve bir propaganda materyali olduğunu ilan etmemiş olduğu için, anılan kitap Osmanlı Ermenileri konusu üzerine doğru ve gerçek araştırma ve akademik çalışmalar yapılmasına zarar verdiği gibi, Başbakan Lloyd George’un talimatıyla Albay Buchan ve Savaş Propaganda Bürosu tarafından bundan yaklaşık yüz yıl önce oluşturulan “Türkler gitmeli” kampanyasının altı hedefi doğrultusunda Türklere karşı düşmanlığı teşvik etmektedir.

Osmanlı Ermenilerinin başlarına gelenin soykırımı suçu olduğu yolundaki iddiaya destek veren ve okul kitaplarından başlayıp hükümet açıklamalarına kadar çok çeşitli yayınlarda binlerce defa atıfta bulunan Mavi Kitap, maalesef bugün hala bilim adamları ve siyaset oluşturucular için temel bir kaynak olma niteliğini sürdürmektedir. Kitap, Osmanlının tutumunda, öldürme eylemini soykırıma dönüştüren kilit unsurun, yani öldürmek için özel bir niyet ve kastin mevcudiyetine dayanmaktadır. Diğer bir deyişle Mavi Kitap Osmanlı Ermenisi sivilleri savaş alanı dışında bir bölgeye yerleştirmek suretiyle Ermeni asilerden ve Rus ordusundan ayırtmayı öngören Osmanlı politikasını, ırkçı bir katliam için bahane olarak nitelemektedir.

Mavi Kitap, Türk halkına karşı anlayışsızlığın ve düşmanlığın güçlenerek sürmesine yol açmaktadır. “Türkler gitmeli” kampanyasının dayandığı altı hedefi oluşturan Albay Buchan gururlu bir ırkçıydı. Yazmış olduğu Greenmantle isimli romanda , “Gerçek şu ki biz (İngilizler) yabancı halklara nüfuz etme kabiliyeti olan insanları yaratan dünyadaki yegane ırkız” diyordu. Buchan, “Jön Türkler”e de “Yahudi ve Çingenelerden oluşan bir gurup” diye atıfta bulunuyor. The Thirty-Nine Steps adlı romanında Buchan, “Bütün hükümetlerin ve orduların arkasında çok tehlikeli bir halk tarafından yaratılan bir yer altı hareketi vardı… Yahudiler bu hareketin arkasındaydı… Yahudiler her yerdeydi… Engerek yılanı gibi,,” şeklinde ifadeler kullanmıştır.

Mavi Kitap’ın temelini oluşturan Buchan’ın altı hedefi, saygınlık ve haysiyetten yoksun oldukları iddiasıyla Türk milletinin, eşitlik ve egemenlik haklarından yararlanmayacağı ve Anadolu’da bin yıldır sürdürdükleri yaşamı devam ettirme hakkına da sahip olmadıkları yolundaki ırkçı görüşe meşruiyet kazandırmaktır. Bu nedenle, Mavi Kitap, Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları (JCAG) ve Ermenistan’ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu (ASALA) tarafından işlenen korkunç terör suçları için ahlaki gerekçe olarak kullanılmıştır. Bu teröristler, 80’den fazla masum kişiyi öldürmüş, 700’den fazla kişiyi yaralamış ve 100’den fazla insanı rehin almış, bunun yanında Amerika, Avrupa, Ortadoğu ve Avustralya’da onlarca milyon dolarlık maddi zarara yol açmışlardır.

Bugüne kadar asılsızlığı ilan edilmeyen Mavi Kitap üstün nitelikte bir propaganda ve aldatmaca aracı olarak, insanları zihnen ve ruhen etkilemeye devam etmektedir. Bugün dahi Wellington House Kitapları Amerikan okulları ve üniversite öğrencilerine tavsiye edilmektedir. Tarihçi Arthur Ponsonby, savaş zamanındaki propagandanın kalıcı ve nesilden nesil’e geçen habis etkilerini de ele aldığı Falsehood in Wartime (Savaş Zamanında Kandırma) adlı kitabında şunları söylemektedir.

“Yalan ve asılsız sözlerle insanların zihnine kin ve nefret şırınga edilmesi, savaşta hayat kaybına neden olmaktan çok daha büyük kötülüktür. İnsanlık ruhunun kirletilmesi, insan vücudunun tahribine nazaran daha kötü ve sakıncalıdır.”

Lort Ponsonby’nin bu veciz değerlendirmesi bugün de gelecekte de geçerliliğini yitirmeyecektir. Gerçekten de çocuklarımıza ve gelecek nesillere miras bırakabileceğimiz önyargı, nefret ve intikam duygusu yerine müsamaha, dostluk ve iyi niyetin hüküm sürdüğü bir dünyanın kurulabileceği uluslararası bir ortama bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır.

Bu bakımdan, I. Dünya Savaşı’nın tüm taraflarının, ortak tarihlerinin Osmanlı Devleti-Ermeni çatışmasının muğlak yönlerinin gün ışığına çıkarılması için etik ve nesnel bir yaklaşım sergilemek suretiyle insanlık ruhunda açılan yaranın iyileştirilmesine yardım etme sorumluluğunu taşıdıklarına inanıyoruz.

Bu inanç ve anlayışla ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Büyük Britanya ile geleneksel ittifak ve dostluk ilişkilerinden duyduğumuz derin memnuniyeti teyit ederek ve 1916 yılında Toynbee’nin çalışmasının bir “yönlendirme kitabı” olarak yayınlanması kararını Parlamentolarının aldığını göz önünde tutarak, Mavi Kitap’ın tarihi bir belge olarak geçersiz ve asılsız olduğunu ilan etmek suretiyle ortak tarihimizin bu önemli kısmına açıklık getirilmesini Büyük Britanya Parlamentosu’nun takdirlerine saygımızla sunuyoruz.

Reklamlar

İşlemler

Information




%d blogcu bunu beğendi: