‘Soykırım’ ve Mavi Kitap ”Acaba Rezil Olan Kim? ”

27 04 2005

Radikal Gazetesi 27 Nisan 2005

Acaba Rezil Olan Kim?
” Prof. Aktar Bir Akademisyende Olması Gereken Nesnellikten Ve Etik Değerlerden Yoksun ”

‘İngiliz propagandası ürünü Mavi Kitap’ın son baskısında ‘görgü tanıklarının’ adlarının olması, bunların bir kısmının Türk düşmanı, diğer kısmının hayali kişiler olduğu gerçeğini değiştirmez’

Bu yazı, Sn. Ayhan Aktar’ın Radikal gazetesinde 14 Nisan Perşembe günü yayımlanan, ‘Rezil Olmanın Bin Bir Yolu’ başlıklı şahsımı hedef alan makalesine yanıt olarak yazılmıştır. Sayın Aktar’ın makalesi ‘Mavi Kitap’ adlı Ermeni ‘soykırım’ iddialarına dayanak oluşturan bir İngiliz propaganda belgesine ilişkin olarak TBMM’de yapılan işleme odaklandığından, Meclis’in bu konuda aldığı karara bir göz atmak yararlı olacaktır.
TBMM’nin imza attığı ilkler: TBMM, 13 Nisan’da ‘Tarihte Türk-Ermeni İlişkileri-Ermeni Soykırımı İddialarında Gerçeklerin Ortaya Çıkarılması’ konusunda yaptığı genel görüşmede çok önemli bir belgeyi oybirliğiyle kabul etti. Türkiye, bu belge ile ilk defa Ermenistan’a yönelik uzun vadeli stratejisini ve Ermeni soykırımı iddiaları karşısında izleyeceği politikayı saptadı. Türkiye’nin tarihiyle yüzleşmekten hiçbir korkusu olmadığını, iki tarafın da tarihi önyargılara tutsak olmaktan kurtulmalarının yolunun ortak bir tarih perspektifi oluşturmalarından geçtiğini, bu amaçla ortak tarihçiler komisyonu kurulmasını, tarafların arşivlerini araştırmaya açmalarını ve çalışmaların bilimsel ciddiyet içinde sürdürülebilmesi için noterlik görevi yapacak tarafsız bir mekanizma oluşturulmasını önerdi.

TBMM’nin aldığı karar
Bu bağlamda, TBMM üyeleri oybirliğiyle bir karar daha aldı. Bu karar, TBMM üyelerinin, topluca imzalayarak İngiltere Avam Kamarası ile Lordlar Kamarası’na gönderecekleri mektupla, bir savaş propaganda imalatı olduğu İngiliz arşiv belgeleriyle artık kanıtlanmış olan, ‘Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilerin Uğradığı Muamele, 1915-1916’ adlı kitaptaki bilgilerin mesnetsiz ve asılsız olduğunun açıklanmasının talep edilmesini öngörüyor. 1916 yılında İngiliz Savaş Propaganda Bürosu tarafından hazırlanan ve İngiltere parlamentosunun onayıyla Mavi Kitaplar külliyatı çerçevesinde yayımlanması nedeniyle Mavi Kitap diye atıfta bulunulan bu kitap, Ermeni tarihçilerin iddialarını kanıtlamak için kullandıkları en önemli kaynaklardan birini oluşturuyor.
Genel Kurul’da bu mektubun gönderilmesi oybirliğiyle kabul edildi ve mektup önce Başbakan Erdoğan ile anamuhalefet partisi lideri Baykal, sonra da milletvekilleri tarafından imzalandı. Bu izahattan sonra, sayın Aktar’ın söz konusu makalede şahsımla ilgili beş noktada topladığım iddialarını ve bunlara yanıtlarımı sırasıyla aşağıda beliriyorum.
Sn. Aktar’ın telaşı çılgın bir Taşnak militanını bile gölgede bırakıyor:
1) Aktar’ın iddiası: Elekdağ, TBMM’nin İngiliz parlamentosuna Mavi Kitap’la ilgili mektup göndermesi hususunda önce CHP Genel Başkanı Baykal’ı ikna etmiş, sayın Baykal da 8 Mart’taki görüşmelerinde sayın Başbakan’ı ikna etmeyi başarmış, son aşamada da TBMM üyeleri mektubu imzalayıp gönderme kararını almışlardır. Bu tutum, ancak ‘rezil olmanın bin bir yolu’ olarak nitelenebilir. TBMM mektubu yollama kararını
alırsa, ‘Türkiye’nin siyasi seçkinleri kendilerini dünyaya rezil etmiş olurlar.’
Elekdağ’ın yanıtı: Mavi Kitap’la ilgili girişimim hakkında kamuoyundan saklanan herhangi bir şey yoktur. Kamuoyunun esas bilmesi gereken, soykırım yalanının temel dayanağı olan ve Türk düşmanlığı yapan Mavi Kitap’ın çürütülmesi girişiminin, Ayhan Aktar gibi akademik unvan taşıyan bazı kişileri neden bu denli üzdüğü ve telaşa düşürdüğüdür. Telaşları, çılgın bir Taşnak militanınkini bile gölgede bırakıyor. O kadar ki, Aktar, hakaret suçundan yargılanmayı da göze alarak ‘algılama sorunu ile malul’ gördüğü TBMM üyeleri bu mektubu yollarlarsa ‘kendilerini dünyaya rezil etmiş olurlar’ demekten çekinmiyor.
Taşnak komitacılardan görgü tanığı:
2) Aktar’ın iddiası: Elekdağ, Mavi Kitap’ın 2000’de hazırlanmış olan ikinci baskısını görmemiş. Çünkü bu baskıda Ara Sarafyan kitaptaki her ifadenin kime ait olduğunu belirtiyor. Mavi Kitap bir propaganda birimi tarafından hazırlansa bile, kitaptaki ‘görgü tanıkları’ gerçek kişilerdir. Bunların isimleri ve ifadeleri İngiliz arşivlerinde mevcuttur.
Elekdağ’ın yanıtı: Sn. Aktar’ın, Taşnak komitacıların, hayali kişilerin, Ermeni militanların ve Türk düşmanı Amerikalı misyonerlerin ‘görgü tanıklığı’na dayanılarak yazıldığı artık tartışmasız belli olan Mavi Kitap’ın ciddi bir tarihi kaynak olduğunu iddia etmesi, akademik dürüstlük ve etikten tamamen yoksun olduğunu ortaya koyuyor.
Gerçekler, Aktar’ın söylediklerinden çok farklı. Şöyle ki: Mavi Kitap’ın orijinal nüshasında ‘Osmanlı misillemesinden koruma amacı’ ileri sürülerek kitabı oluşturan 150 raporu ve belgeyi hazırlayan ‘görgü tanıklarının’ gerçek isimleri açıklanmamış ve onlara kod adlarıyla atıfta bulunulmuştu. Savaşın sonunda Savaş Propaganda Bürosu’nun tüm evrakı yakılmıştı. Ancak, imha edilmekten kurtulan ve Mavi Kitap’taki kod adlarının kimlere ait olduğunu gösteren bir belge 1999’da İngiliz arşivlerinde bulunup açıklanınca, Mavi Kitap’la ilgili sahtekârlık ortaya çıktı. Keşfedilen bu belge, 150 ‘görgü tanığından’ 59’unu Amerikan misyonerlerinin, 52’sini Ermeni aktivistlerin ve yedisini de isyancı Ermeni Taşnak liderlerin oluşturduğunu ortaya koyuyordu. Geriye kalan 32 kod adına gelince, bunlar ya tamamen uydurma kişilere aitti ya da aynı kişinin başka bir kod adıyla tekrardan gösterilmesi sonucu Mavi Kitap’ta yer almıştı.

Uydurma isimler
Bu şekilde Mavi Kitap’ta ‘görgü tanığı’ olarak atıfta bulunulanların, Osmanlı Devleti’nin can düşmanı Taşnak komitacılardan, ‘Türklerin Ermenilere yaptıkları zulmü ve canavarlığı’ gerekçe göstermek suretiyle ABD’de Ermeniler için bağış toplayan Amerikalı misyonerlerden, yansız bir tutum içinde olması mümkün olmayan kişilerden ve uydurma isimlerden oluştuğu ortaya çıktı. Böylece kitabın propaganda malzemesi olduğu belgelendi. Buna rağmen Mavi Kitap 2000’de İngiltere’de tekrar basıldı. Kitabı bastıran Ara Sarafyan çaresiz kod adlarının yerine gerçek isimleri koymak mecburiyetinde kaldı. Ama bu durum, ‘görgü tanıklarının’ bir bölümünün Türk düşmanı, diğer bölümün ise hayali kişiler olduğunu, raporların ise propaganda imalatı olduğu gerçeğini değiştirmedi.
İngiliz parlamenterlere Mavi Kitap için söylediklerim:
3) Aktar’ın iddiası: Merhum emekli büyükelçi Kamuran Gürün, 20 Nisan 2002’de Ermeni Araştırmaları Kongresi’ne sunduğu bildiride Mavi Kitap’ın geçersiz sayılması için resmi girişimde bulunulmasını önermişti. Elekdağ bu fikri Gürün’den kopyalamıştır.
Elekdağ’ın yanıtı: Sn. Aktar yine baltayı taşa vurmuş. Çünkü, ben sözünü ettiği bildirinin verilmesinden 14 ay önce, 13 Şubat 2001 tarihinde Londra’da ‘Lordlar Kamarası’nın çatısı altında düzenlenen bir toplantıda Mavi Kitap’ın düzmece olduğu konusunda konuşma yaptım ve İngiliz parlamento üyelerinden kitabın düzmece olduğunun tanınmasını talep ettim. Bunun öyküsü şöyle:

13 Şubat 2001
Mavi Kitap’ın 2000 yılı baskısı ‘Lordlar Kamarası’ binasında düzenlenen tantanalı bir davette Baroness Cox ve Sarafyan tarafından önemli ve ciddi bir tarihi kaynakmış gibi basına tanıtıldı. Bu inanılmaz bir düzenbazlıktı. İngiliz basını da hiç ses çıkarmayarak buna ortak oldu. Bu sahtekârlığa bir tepki göstermek gerektiğini benim gibi Türk-İngiliz İş Konseyi’nin başındaki Remzi Gür adlı işadamımız da hissetmiş. Ve ben, 13 Şubat 2001’de ‘Lordlar Kamarası’ binasında Lord Ahmed’in ev sahipliği yaptığı ve Remzi Gür’ün organize ettiği yemekli bir toplantıda, aralarında Avrupa ilişkilerinden sorumlu Bakan Keith Vaz ile büyükelçimiz Korkmaz Haktanır’ın, Avam ve Lordlar Kamarası üyelerinin de bulunduğu çok sayıda davetliye Mavi Kitap’la ilgili bir konuşma yaptım.
Dinleyicilere, İngiltere hükümetinin, İstanbul’u işgali sırasında Ermenilere karşı vahşet ve katliamla suçladığı 144 Osmanlı devlet adamı ve görevlisini tutuklattığını ve bunları deliller toplanıncaya kadar Malta’ya sürdüğünü belirttim. Sonra da, Osmanlı, İngiliz ve Amerikan arşivlerinde yapılan titiz araştırmalara rağmen, sanıkları suçlayacak belge kanıt ve ‘görgü tanığı’ bulunamadığını, bunun üzerine İngiltere Kraliyet Başsavcısı’nın, 29 Temmuz 1921 tarihinde aldığı kararıyla, kanıt yokluğu nedeniyle davanın görülemeyeceğine ve tanıkların serbest bırakılmalarına karar verdiğini dinleyicilere anımsattım ve elimdeki Mavi Kitap’ın 2000 yılı baskısını havaya kaldırarak şu soruyu sordum: “Malta sürgünlerini mahkûm etmek için neden 1916’da basılan bu kitabın içerdiği kanıtlar kullanılmadı?”
Sorunun yanıtını da kendim şöyle verdim: “Mavi Kitap’tan yararlanamadı, çünkü içerdiği belgeler yalan ve uydurmaydı. Toynbee o dönemde hayattaydı, kitabı hazırlarken yararlandığı ‘görgü tanıkları’ da dahil tüm kaynaklar da el altında idi. Buna rağmen İngiliz başsavcısı bunları kullanmadı. Çünkü, bunlar düzmece ve asılsızdı.”
Sözlerimi şu şekilde bitirdim: “Milletlerin fikirlerini zehirlemek, onları birbirlerinin can düşmanı haline getirmek, kin nefret ve intikam saplantısının nesilden nesile geçmesine yol açmak, bir insanlık suçudur. Bu nedenle, İngiliz parlamentosundan Mavi kitabın asılsızlığını ilan etmelerini bekliyoruz. Türkiye’ye bir de özür borçlular.” (Bkz. Hürriyet, 14.02.2001, Ayşegül Ekinci’nin ‘İngilizler Özür Dilesin’ başlıklı haberi)
Sn. Aktar’ın cehaleti sınır tanımıyor:
4) Aktar’ın iddiası: “Elekdağ, Amerika’daki Büyükelçiliği sırasında görevine ve Ermeni konusuna gayriciddi şekilde yaklaşmıştır. Nitekim, Amerikan basın mensuplarına “1915’te yaşanan ölümlerin sebebi o dönemde yörede tifo, tifüs gibi salgın hastalıkların bulunmasıydı. Bu hastalıklardan korunamayan birçok insan öldü. Sadece Ermeniler değil Türkler de öldü” demiştir.
Elekdağ’ın yanıtı: Sn. Aktar, salgın hastalıklar konusunda söylediklerimi ‘gayriciddi’ bularak, engin cehaletini ortaya koyuyor. Oysa, Tehcir sırasında Ermeni kafilelerin başına musallat olan belki de en büyük felaket ölümcül salgın hastalıklardı. Türk ordu birlikleri de aynı durumda olduklarından, Ermenilere ve diğer sivillere yardım edilemedi. 1914-1918 yıllarında Çanakkale Savaşı dışında, savaşta ölen Osmanlı askerinin sayısı 60 bin, hastalıktan ölen askerlerin sayısı 400 bindir. Ruslara karşı savaşan 3. Ordu’nun sadece 1915 Mart ayında yüzde 45’i salgınlardan hastalanmış, bunların yüzde 24’ü ölmüştür. “Orduyu bu kadar korkunç şekilde telef eden salgın hastalıkların, Ermeni olsun Türk olsun sivil halk üzerindeki etkisinin idrake sığmayacağı kuşkusuzdur.” (Bkz. Prof. H. Özdemir, ‘Salgın Hastalıklardan Ölümler’, TTK, 2005).
Washington’daki çalışmalarım hakkında bilgi edinmek istiyorsa, Sn. Aktar’a, Ufuk Güldemir’in ‘Texas-Malatya’ adlı kitabını tavsiye edebilirim. (Tekin Yayınevi, 1992)
5) Aktar’ın iddiası: Elekdağ, Mavi Kitap’ın önemini abartıyor. Yapılan bir bardak suda fırtına koparmak. Bu yayın akademik çevrelerde fazla ciddiye alınıp atıf yapılmış bir eser değil.
Elekdağ’ın yanıtı: Bu kesinlikle doğru değil. Mavi Kitap konusunda yapılan ayrıntılı bir akademik çalışmadaki değerlendirme şöyle: “Bugün dünyada sözde Ermeni soykırımı iddialarını içeren binlerce yazı, makale ve kitabın kaynak olarak gösterdikleri, hatta olmazsa olmaz olarak nitelendirdikleri birkaç kitap vardır. Bunların ilki, bu yazının konusunu teşkil eden Mavi Kitap’tır.” (Bkz. Prof. Ahmet Özgiray, The Treatment of the Armenians in the Ottoman Empire Adlı Kitap Üzerine, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt XVIII, Temmuz 2002)
Görüleceği üzere Sn. Ayhan Aktar, Ermeni propagandacıların ülkemize karşı soykırım ve Türk düşmanlığı kampanyasında başyapıt olarak yararlandıkları ‘Mavi Kitap’ın güvenilir bir tarihi kaynak olduğunu savunabilmek amacıyla gerçekleri bilerek ve ısrarla çarpıtmış ve bu suretle akademik dürüstlük ve etik değerlerden yoksun olduğunu ortaya koymuştur. Bu bakımdan makalesinde sözünü ettiği ‘rezillik’ isnadının kime yakıştığını kendine sorması gerekir…

Reklamlar

İşlemler

Information




%d blogcu bunu beğendi: