Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Arasında Türkiye-Yunanistan Gaz Bağlantısının Gerçekleştirilmesi

7 01 2004

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Arasında Türkiye-Yunanistan Gaz Bağlantısının Gerçekleştirilmesi ve Türkiye Cumhuriyetinden Yunanistan Cumhuriyetine Doğal Gaz Arzına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, ilk bakışta, bu anlaşmayla gerçekleştirilmesi öngörülen projenin, Türkiye’nin çıkarına olan iki önemli amaca hizmet ettiği izlenimi edinilmektedir. Bunlardan birincisi, bu projenin, Türkiye için büyük önem arz eden doğalgazda Avrupa’ya açılma stratejisi bağlamında somut bir adım oluşturacağı izlenimidir.

İkincisi ise, Türkiye ile Yunanistan arasında bir doğalgaz ikmal hattı kurulmak suretiyle, iki ülke ilişkilerinin ve işbirliğinin güçlenmesine katkıda bulunabileceğidir. Nitekim, önümüzdeki yasa tasarısının gerekçesinde, bu görüş ve beklentileri ortaya koymak amacıyla şu üç noktanın altı çizilmektedir: Birincisi, bu proje stratejik bir önemi haizdir. Zira, bu projeyle, ilk aşamada, Yunanistan’ın doğalgaz talebinin bir kısmının Türkiye üzerinden geçen bir boru hattıyla karşılanması öngörülmekteyse de, esas amaç, bunu aşmaktadır. Zira, ileri bir tarihte, bu hat Avrupa’nın bağrına doğru daha da uzatılacak ve bu suretle, Güneydoğu ve Orta Avrupa ülkelerine Türkiye ve Yunanistan üzerinden doğalgaz sevkıyatı yapılması imkânı doğacaktır.

İkincisi, bu şekilde söz konusu projenin gerçekleştirilmesiyle, Hazar Havzası, Kafkaslar ve Ortadoğu ülkelerinde üretilen gazın, Türkiye üzerinden Avrupa pazarına satışı mümkün olacaktır.

Üçüncüsü ise, böyle bir gelişme de, pek tabiî olarak, Türkiye’nin doğusunda yer alan zengin enerji kaynakları ile batısında yer alan geniş tüketici pazarlar arasında bir köprü vazifesi görmesini; yani, stratejik bir enerji koridoru ve merkezî bir enerji terminali olma yolundaki rolünü pekiştirecektir.

Değerli arkadaşlarım, bu hedefler, Cumhuriyet Halk Partisinin bu alandaki temel ilkeleriyle tam anlamıyla uyumludur. Bizim görüşümüz, gelişmenin vazgeçilmez unsuru olan enerjinin küreselleşen dünyada üretim kaynaklarından talep merkezlerine ulaştırılmasında Türkiye’nin en güvenli ve en verimli bir yol teşkil ettiğidir.

(x) 243 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Yaklaşık olarak dünya petrol rezervinin yüzde 67’sine ve dünya doğalgaz rezervinin yüzde 40’ına sahip olan Ortadoğu ve Ortaasya ülkeleri ile Avrupa arasında coğrafî köprü olan Türkiye’den geçen ve geçecek olan boru hatları uluslararası bir önem taşımaktadır. Bu kaynaklara, doğalgaz ithal ettiğimiz Rusya Federasyonunun kaynakları da ilave edildiği takdirde, biraz önce vermiş olduğum oranlar doğalgazda yüzde 73 ve petrolde ise yüzde 72 olmaktadır.

Bu muazzam boyuttaki rakamlar, Türkiye’nin, dünyada belki de bir başka emsali bulunmayan yoğunlukta bir enerji köprüsü olma potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu potansiyelin yaşama geçirilmesi, Türkiye’nin stratejik ağırlığını artırdığı gibi, ülkemize önemli ekonomik çıkarlar da sağlayacaktır.

Değerli arkadaşlarım, bu tür projeleri desteklememizin önemli ve heyecan verici bir nedeni daha vardır. Türkiye’nin enerji köprülüğü veya doğu-batı enerji koridorluğu kavramının fiiliyata intikal etmesi halinde, bu koridor, Adriyatik’ten Çin’e kadar uzanan ve üstünde, bağımsız Türk cumhuriyetlerinin yer aldığı Türk kültür kuşağıyla örtüşmüş bulunacaktır. Bu itibarla, anılan koridorun gerçekleşmesi ve buradan, Türkmen gazı ile Azerî gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması, Azerî petrolünün de bu koridordan geçip Ceyhan’dan dünya pazarlarına iletilmesi, Türk cumhuriyetlerinin ekonomik ve siyasî açılardan Batı’yla entegrasyonunu sağlayacak, onların, refah, istikrar ve bağımsızlıklarının garantisi olacaktır.

Dahası var; bütün bunların yanında, Türkiye, büyük bir enerji pazarı olmaya adaydır. Ülkemizin yükselen tüketim düzeyi, coğrafî konumu, siyasî istikrarı ve işletme güvencesi gibi faktörler, Ortadoğu’da, Ortaasya ve Afrika’da üretilen doğalgazın taşınması, depolanması, kullanımı ve Avrupa’ya ihracatı gibi açılardan Türkiye’yi en uygun bir merkez haline getirmektedir. Görüleceği üzere, tarih boyunca Asya ve Avrupa arasında stratejik köprü oluşturan ve İpekyolunun merkez terminali olan Türkiye, bu özelliğini enerji koridorluğu vasfıyla çağdaşlaştırmakta ve pekiştirmektedir.

Bütün bu hususlar dikkate alındığı takdirde, Türkiye’nin bölge ülkeleriyle çeşitli ve büyük enerji taşıma projeleri geliştirmesinin, doğu-batı enerji koridorluğu hedefinin söylemden eyleme geçirilmesi açısından önemi tam anlamıyla anlaşılır. Hemen belirteyim ki, bu hedef, bugün, Türkiye’nin ulusal politikasını oluşturmaktadır. Bu hususta, bu Mecliste, kimsenin en ufak bir kuşkusu, tereddütü olduğunu da sanmıyorum.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bütün bu söylediklerimi dikkate alırsak, stratejik ölçütler açısından, Türkiye-Yunanistan Doğalgaz Bağlantısı Projesinin uygun ve yararlı olduğu gibi bir sonuca varılabilir; ancak, hani bir söz vardır: Şeytan ayrıntılarda yatarmış. Projenin detaylı incelenmesi ortaya değişik bir tablo çıkarıyor. Dışişleri Komisyonunda BOTAŞ yetkilileri tarafından verilen bilgilere dayanarak ortaya çıkan ayrıntılara bir göz atalım.

BOTAŞ ile Yunan muhatabı DEPA, Türkiye-Yunanistan gaz enterkoneksiyonu için her iki tarafın, İpsala-Kipi noktasında birleştirilmek üzere, kendi topraklarında doğalgaz boru hattı inşa edeceklerdir. Bu hat, ileriki bir tarihte, İtalya’ya veya Balkan ülkelerine uzatılacaktır; ancak, bu tarih belli değil. Bu hususu amaçlayan herhangi bir proje de mevcut değil değerli arkadaşlarım; bu noktaya bir mim koyun.

BOTAŞ, 2005 yılında başlamak üzere Yunanistan’a yılda 500 000 000 metreküp doğalgaz sevk edecektir. Bunun çok küçük bir hacim olduğu takdir edilecektir. İmzalanan anlaşma yirmi yıllık bir süreyi kapsamaktadır. Çapı 6 inç; yani, 15 santimetre olacak olan bu boru hattının Türkiye kesimi 200 kilometre, Yunanistan kesimi ise 83 kilometredir. Taraflar, hattın kendi topraklarındaki kısmını inşa edeceklerdir. Projenin toplam maliyeti 265 000 000 dolardır. Boru hattının kendi topraklarındaki kısmını inşa etmek için Türkiye 190 000 000 dolar harcayacaktır.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’nin elinde halen 66 milyar metreküplük doğalgaz alım anlaşması vardır; bu miktar, Türkiye’nin ihtiyacının çok üstündedir. Türkiye, anlaşmaları “al ya da öde” şartıyla imzaladığından, kullanamadığı gaz için dahi ödeme yapmak mecburiyetindedir; bu yüzden, devlet, büyük zararlara uğramaktadır. Rusya’dan alınan gaz, Mavi Akım Anlaşmasının 4 üncü maddesine göre reexport edilemez. Rusya, Türkiye’ye sevk ettiği gazın diğer ülkelere satışına müsaade etmez; çünkü, Türkiye’nin, enerji köprüsü olması, Rusya’nın çıkarlarıyla uyuşmuyor. Ayrıca, Rusya, kendi pazarı olarak gördüğü Avrupa’ya Türkiye’nin satış yapmasının önünü kesmek için reexportu engelleyen maddeyi Mavi Akım Anlaşmasına koydurmuştur. Türkiye’nin Avrupa pazarına gaz satışı yapması, Rusya’nın bu pazardaki payının daralması demektir; Rusya, buna kesinlikle onay vermez. Buna mukabil, ileride Türkiye’ye gelecek Azerî gazının bir bölümünün yurtdışına satılması, imzalanan anlaşma uyarınca mümkündür. Azerî gazı, Mavi Akımdan gelecek Rus gazına nazaran 20 ilâ 40 dolar daha ucuzdur.

Dikkate alınması gereken bir husus, Rusya’nın, Yunanistan’a, doğalgazı, Türkiye’ye sattığından 15 dolar daha ucuza satmakta olmasıdır. Bu itibarla, bir an için Rusya’nın Türkiye’ye reexport imkânı tanıdığını farz etsek bile, Türkiye, bundan yararlanamaz; çünkü, o zaman, Türkiye’nin, Rus gazını Yunanistan’a zararına satması gerekecektir.

Bu durumda, BOTAŞ, Yunanistan’a hangi gazı ihraç edecektir; anlaşılan, BOTAŞ pahalı aldığı Rus gazı ile daha ucuza alacağı Azerî gazını fiktif bir havuzda toplayacak, bu fiktif havuzda toplanan gazın ortalama fiyatı, Rus gazının Yunanistan’a teslimat fiyatıyla rekabet edebilir bir düzeyde olacak ve bu fiyattan BOTAŞ, Yunanistan’a yılda 500 000 000 metreküp gaz satacaktır.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu bilgiler ışığında Türkiye-Yunanistan Gaz Boru Hattı Projesini değerlendirdiğimiz takdirde, bir dizi kritik sorunla karşı karşıya geliyoruz.

Bunlardan birincisi maliyet sorunudur. Boru hattıyla yirmi yıl boyunca taşınması öngörülen, yılda 500 000 000 metreküp gaz, küçük bir hacimdir. Yunanistan’ın, bu miktara ilave olarak alabileceği gaz hacmi de gayet kısıtlıdır. Bunun nedeni, ülkenin düşük düzeyde olan gaz tüketimi ve uzun vadeli gaz ikmal bağlantılarıdır. Bu itibarla, projenin öngördüğü dar borudan geçecek gaz hacmine karşılık maliyeti dikkate alındığında, bu projenin ekonomik olmaktan çok uzak olduğu göze çarpmaktadır. Bu durumda, projenin makul bir süre içinde kendini amorti edebileceği de düşünülemez.

Söylediklerime biraz açıklık getireyim değerli arkadaşlarım. Yunanistan’ın doğalgaz pazarı, gayet mütevazı ölçülerdedir ve fazla bir büyüme potansiyeli de göstermemektedir. Halihazırda, Yunanistan’ın, 2 400 000 000 metreküpü Rusya’dan ve 700 000 000 metreküpü Cezayir’den olmak üzere, uzun süreli ve toplamda 3 100 000 000 metreküpü bulan anlaşması mevcuttur. Amerikan Enerji Bakanlığı tahminlerine göre, önümüzdeki on yıllık sürede, Yunanistan’da gaz tüketimi, 3 000 000 000’dan 5 300 000 000 metreküpe çıkacaktır. Rusya’dan bir boru hattıyla gaz alan Yunanistan’ın, bu ülkeyle anlaşması, yüzde 25’lik bir gaz alım artırma marjını öngörmektedir. Bu nedenle, ne boru hattının kapasitesini ve anlaşmayı revize etmeden, Yunanistan’ın, Rusya’dan gaz alımını 3 000 000 000 metreküpe çıkarma imkânı mevcuttur.

Değerli arkadaşlarım, bu takdirde, Yunanistan, önümüzdeki on yıl içerisinde, sadece 2 300 000 000 metreküp ilave gaz alımına ihtiyaç duyacaktır. Yunanistan, bunun hepsini dahi Türkiye’den alsa, bu, yılda 230 000 000 metreküplük ilave mubayaa demektir ki, bu da, projeyi ekonomik yapmaya yeterli değildir.

Değerli arkadaşlarım, bu bakımdan, bu projeyi savunmanın mümkün olmadığı görüşündeyiz. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı, bu projeye başka bir açıdan yaklaşıyor olabilir. Projeyi, tüketemeyeceği fazla gazın, en azından bir bölümünü, bir başka tüketici ülkeye satmak için bir vasıta olarak görebilir; ancak, unutmayalım, bu takdirde, ortaya başka sorunlar çıkacaktır. Pahalı aldığımız Rus gazını Azerî gazıyla karıştırarak Yunanistan’a satmamızdan doğacak zararlar, proje maliyetine binecektir. Bu takdirde, esasen ekonomik olmayan ve zarar edecek olan boru hattı, daha büyük ölçülerde zarar edecek ve ülke ekonomisine ağır bir yük teşkil edecektir. Yok, eğer, ileride Azerbaycan’dan alacağımız nispeten ucuz fiyatlı gazı, Yunanistan’a boru hattıyla sevk edeceksek, o zaman, Türk sanayicisi ve tüketicisi “ucuz gazı Yunanistan’a ihraç ediyorsun, pahalısını ise bize satıyorsun” diyerek, bu duruma isyan edecektir.

Görüleceği üzere, Türkiye ile Yunanistan arasındaki gaz boru hattı projesinin şu anda görülen birçok sakat tarafı vardır. Bu nedenle, projenin yeniden incelenip değerlendirilmesinin ve ekonomik nitelik kazandırılmasının yararlı olacağı kanısındayız.

Bu bakımdan, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, anlaşmanın onayını öngören yasa tasarısına olumlu oy veremeyeceğimizi belirtir, saygılarımı sunarım.

Reklamlar

İşlemler

Information




%d blogcu bunu beğendi: