Ukrayna ile Hukukî Konularda Adlî Yardımlaşma ve İşbirliği Anlaşması

9 07 2003

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti ile Ukrayna Arasında Hukukî Konularda Adlî Yardımlaşma ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak amacıyla söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye açısından Ukrayna, stratejik, siyasî, ekonomik ve kültürel ilişkiler açısından son derece önemli komşu bir ülkedir. Bu nedenle Türk hükümetleri, Sovyetler Birliğinin dağılıp Ukrayna’nın bağımsızlığına kavuşmasından bu yana, bu ülkeyle ilişkilerin mümkün olduğunca gelişmesine önem vermişlerdir. Sözünü ettiğimiz Adlî Yardımlaşma ve İşbirliği Anlaşması, Türkiye ile Ukrayna arasında bu ilişkiler yumağının büyüyüp oluşmasına ve işbirliğinin düzenli olarak gelişmesine yardımcı olacaktır.

Ukrayna’nın coğrafî büyüklüğü, Karadeniz bölgesi ve Avrupa güvenliği ve istikrarı açısından stratejik konumu, doğal kaynakları ve savunma sanayiindeki imkân ve kabiliyetleri, bu ülkeyle Türkiye arasında hayli geniş bir işbirliği alanı yaratmaktadır.

Nüfusu 48 000 000, gayri safî millî hâsılası 36 milyar dolar ve kişi başına geliri 755 dolar olan Ukrayna’nın ekonomik göstergeleri, bugünkü haliyle, az gelişmiş bir ülkeninkinden farklı değildir; ancak, Ukrayna’nın, fiiliyata intikal ettirilmekte gecikmiş muazzam olabilecek bir ekonomik potansiyeli vardır. İyi bir yönetim ve liberal bir ekonomi ortamında bu ülkenin bir ekonomik patlama yapması büyük bir olasılıktır değerli arkadaşlarım.

Türkiye’nin Ukrayna’ya ilgisi sadece bu değerlendirmeden kaynaklanmıyor. Önemli olan bir husus da, Ukrayna ile Türkiye’nin çıkarlarının genellikle örtüşmesidir. Bu nedenlerle ve jeopolitik gerçekler ışığında Ukrayna’nın tam anlamıyla istikrarlı, sağlıklı demokratik kurumlar geliştirmiş ve serbest pazar sorunlarını aşmış bir ülke haline gelmesi, Türkiye açısından son derece arzu edilen bir husustur. Bu açıdan Türkiye, Ukrayna’nın Batı dünyasına entegre olmasına, bu bağlamda, NATO ile, Avrupa Birliği ile ilişkilerini geliştirmesine büyük önem vermektedir.

Hemen belirteyim ki, Avrupalılar Ukrayna’ya Avrupa ailesinden bir ülke olarak bakmaktadırlar. Bu bakımdan, Ukrayna’nın demokratikleşme alanındaki sıkıntılarını atlatması ve ekonomisini de bir ölçüde geliştirmesi halinde, Avrupa Birliğine aday ülke olma şansına sahip olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz.

Türkiye’nin Ukrayna ile ticarî ve ekonomik ilişkileri, olması gerekenden çok aşağıdadır. İki ülke arasında ticaret hacmi 1,3 milyar dolar düzeyindedir. Görüleceği gibi, bu alanda yapılacak çok şey vardır. İşadamlarımız Ukrayna’nın ekonomik potansiyelinin farkındadırlar. Bu ülkede ufaklı büyüklü 232 Türk işyeri mevcuttur.

Ukrayna’yla siyasî ilişkilerimizin geliştirilmesine büyük önem verilmesine rağmen, son üç yılda üst düzey karşılıklı siyasî temaslarda bir durgunluk görülmekteydi. Bu eksiklik, Sayın Cumhurbaşkanımızın Ukrayna’ya yapmış olduğu son ziyaretle bir ölçüde telafi edilmiştir; ancak, bu yeterli değildir. Siyasî, ekonomik, güvenlik ve savunma sanayii alanlarındaki ilişkilerin verimli bir işbirliği düzeyine çıkarılması için, bu ülkeyle çok daha sıkı temaslara ihtiyaç vardır.

Değerli arkadaşlarım, sözlerime son vermeden önce, Ukrayna topraklarında yaşayan Kırım Tatarlarına değineceğim. Tatarların komünizm dönemindeki trajedileri malumunuzdur; ama, komünizmin tasfiyesinden sonra da, bu kahraman milletin çilesi son bulmamış, evsiz barksız, işsiz kalmışlardır.

Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel, 1994’te Ukrayna’yı ziyareti sırasında, Kırım bölgesine gitmiş ve Kırım Tatarlarına ilgi göstermiştir. O seyahat sırasında, Demirel, Türkiye’nin Kırım Tatarları için 1 000 konut yaptıracağını resmen taahhüt etmiştir. Bu, 5 000 000 dolar portesi olan oldukça küçük bir projedir; fakat, o günden bu güne sekiz yıl geçmiştir değerli arkadaşlarım; ama, Türkiye, bu 1 000 konuttan sadece 364 tanesini yaptırabilmiştir. Bu, üzücü bir durumdur; dilim varmıyor ama, müsamahanıza güvenerek söyleyeceğim; sıkıntı verici, utanç verici bir davranıştır. Siz, Türkiye olarak, yeri yurdu olmayan insanlara 1 000 konut vaat ediyorsunuz, sonra sekiz senede bunun üçte 1’ini yapıyorsunuz. Doğrusu, ben, bu tutumu Türk Devletine yakıştıramıyorum değerli arkadaşlarım. Hep böyle vaatlerde bulunuyoruz, bunu alây-i valâyla dünyaya ilan ediyoruz, sonra taahhütlerimizi hiçbir şekilde yerine getiremiyoruz.

Hatırlayacaksınız, bir hanım Başbakanımız da, Filistin’e yaptığı ziyaret sırasında, Yaser Arafat’a, 50 000 000 dolarlık yardım taahhüdünde bulundu. Tabiî, Filistinliler, resmen yapılmış ve yazıyla belgelenmiş bu taahhüdün koskoca Türkiye Cumhuriyeti tarafından yerine getirilmeyeceği hususunda hiçbir şüpheye düşmediler. Bu meblağın beklentisiyle projeler hazırladılar. Arafat, Türkiye’ye her gelişinde, kendisine vaat edilen bu 50 000 000 doları istedi, paranın verilmesi için Ankara’ya mesajlar gönderdi, sonunda ne oldu biliyor musunuz değerli arkadaşlarım; biz, bu 50 000 000’un sadece 1 000 000’unu verdik.

Bu olaydan sonra, tabiatıyla, Arafat’ın ve Filistinlilerin, Türkiye’nin sözüne inanmaları beklenemez. Uluslararası camia, bu olayları biliyor ve Türk devlet adamlarının inandırıcılığına, maalesef, buna göre değer biçiyor.

Benim, hükümetimizden ricam; sekiz yıldan beri bir türlü bitirilemeyen Kırım Tatarlarına 1000 ev yapma  projesinin,  bir yıl içinde bitirilmesidir.  Şunun şurasında harcanacak para,  2 500 000 – 3 000 000 dolardır; ama, bu işi daha geciktirirsek, derin tarihsel ve kültürel bağlarımız dolayısıyla şefkat ve sevgiyle baktığımız Kırım Tatarları nezdindeki itibarımız ve imajımız kararacaktır. Ben, Sayın Dışişleri Bakanımızdan, sekiz yıldır sürüncemede kalmış bu konut projesinin en kısa zamanda tamamlanmasını istirham ediyorum.

Bu görüşlerle, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Türkiye Cumhuriyeti ile Ukrayna Arasında Hukukî Konularda Adlî Yardımlaşma ve İşbirliği Anlaşmasının Tasdikine İlişkin Kanun Tasarısını uygun bulduğumuzu belirtir, saygılarımı sunarım.

Bir hususu daha buradan belirtmek istiyorum değerli arkadaşlarım. O da, bildiğiniz gibi, biraz önce, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından verilmiş olan önerinin savunulması amacıyla yaptığım konuşmada, ben, bunu, asla bir içpolitika malzemesi yapmak istemedim; lütfen, bunun da altını çizin.

Reklamlar

İşlemler

Information




%d blogcu bunu beğendi: