Kuzey Irak’ta 11 Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin gözaltına alınmasıyla ortaya çıkan kriz

9 07 2003

22. Dönem 1. Yasama Yılı 104. Birleşim 09 Temmuz 2003 Çarşamba

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grup önerimizin gündeme alınması için lehte söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Amerikan askerlerinin, Kuzey Irak’ın Süleymaniye Kentinde Türk Özel Harekât Timinin 11 mensubunu baskın sonucu yakalayıp, 63 saat gözaltında tutmaları konusunda, Cumhuriyet Halk Partisinin duyduğu tepkiler, bu kürsüden dile getirildi. Cumhuriyet Halk Partisi sözcüleri, aynı zamanda Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal’ın bu konuda daha önce açıklamış olduğu “Amerikan askerlerinin bu tutumu, milletin onurunu ve devletin itibarını zedelemiştir. Amerika, bu yanlış ve haksız tutum dolayısıyla Türkiye’den özür dilemelidir” yolundaki görüşünü de, yine, bu kürsüden dile getirdiler.

Dışişleri Bakanımız Sayın Abdullah Gül de, Amerikan askerlerinin tutum ve davranışlarının ülkemizin onurunu zedeleyici niteliğini kabul ediyor, bu hareketi telafi edecek tutum ve jestlerin ve özür dilemenin Amerika tarafından yapılması gerektiğine inanıyor. Bunu da, kendileri, dün, yine bu kürsüden dile getirdiler.

Yalnız, takdir edersiniz ki değerli milletvekilleri, iş özür dilemekle bitmiyor bu konuda. Zira, Türk-Amerikan ilişkilerinde, bu olayla daha da derinleşmiş olan bir güven bunalımı faktörü var ve bu durum, Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle, soruna bu açıdan da bakmak ve ciddî ve ayrıntılı değerlendirmeler yapmak gerekiyor. Bunun için de, Süleymaniye’de patlak veren krizin nedenlerinin, amaçlarının, esas sorumlularının; operasyonun Amerikan Silahlı Kuvvetleri tarafından hangi emir ve komuta düzeyinde tertiplendiğinin, Pentagon’un bu olayı nasıl değerlendirdiğinin, Amerikan Dışişleri Bakanlığı ile Beyaz Sarayın, bazı Amerikalı komutanların Türkiye’ye karşı fevrî, kırıcı ve tahrik edici davranışlarına bakış açısının ne olduğunun isabetle değerlendirilmesi ve teşhisi gerekir.

Sayın milletvekilleri, bu bakımdan, olay, bir özürle unutulacak ve geçiştirilecek nitelikte değildir. Bir genel görüşmede, sözünü ettiğim teşhisler konulduktan sonra, Türk-Amerikan ilişkilerinin gerçekçi ve etraflı bir değerlendirilmesinin yapılması ve şu sorulara yanıt aranması ihtiyacı doğacaktır:

Sayın Dışişleri Bakanımızın dün bu kürsüden ifade ettikleri gibi, şu dönemde Amerika’nın Türkiye’yle ittifak ilişkilerine çok ihtiyacı var mıdır? Mevcut koşullarda, Amerikan yönetiminin Türkiye’yle ilişkilerini düzeltme gibi bir önceliği ve arzusu bulunmakta mıdır? Eğer, böyle bir öncelik ve arzu yoksa, Türkiye’nin dışpolitikasının amacı Amerika’nın gözünde değer kazanmak için çırpınmak mı olmalıdır? Ortadoğu’ya yönelik politikalarında, Türkiye ile Amerika’nın eşitlik ve ulusal çıkarlara karşılıklı saygı ilkesi çerçevesinde, işbirliği yolları nelerdir? Kuzey Irak’ta Türkiye’nin çıkarlarını gözeten işbirliği yolları neler olabilir? Ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin Avrupa Birliğine üyelik perspektifindeki önceliğini nasıl etkileyecektir?

Evet, değerli arkadaşlarım, bütün bunların, bir genel görüşmede değerlendirilmesi, tartışılması gerekirdi ve çok iyi olurdu.

Şimdi, Türk askerlerinin tutuklanması olayı hakkındaki bazı görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum: Bunlar, daha önce bu kürsüden dile getirilmedi.

Değerli arkadaşlarım, bu olayla ilgili olarak makulat çerçevesinde üç olasılık akla geliyor.

Birincisi; Türk özel tim mensuplarının kendi başlarına buyruk bir tutumla, hatalı ve tehlikeli bir harekette bulunmaları ve bu operasyonu tahrik etmiş olmalarıdır.

İkinci olasılık; bu operasyonun, aldıkları yanlış istihbarat ve peşmergelerin tahrikiyle, mahallî düzeydeki komutan tarafından başlatılmış olmasıdır.

Üçüncüsü; bu operasyonun, Irak’a karşı savaşı yürüten ve halen Irak’taki Amerikan işgal ordusuna komuta eden CENTCOM Karargâhında tezgâhlanmış olmasıdır.

Bu olasılıklara ilişkin değerlendirmelerim kısaca şöyle:

Birinci olasılık, yani, Türk özel tim mensuplarının kendi başlarına buyruk olarak yanlış ve tehlikeli işlere girişmeleri, bence, mümkün değildir. Türk Silahlı Kuvvetlerindeki örnek disiplin anlayışı ve emir komuta zincirine çok sıkı bağlılık, Türk özel timini, böyle, hatalı ve muhataralı işlere girişmekten alıkoyar.

İkinci olasılık, yani, mahallî komutanın bu operasyonun ve senaryonun yegâne sorumlusu olması olasılığı. İlk bakışta, Amerikan kuvvetlerinin Kuzey Irak’ta peşmergelerle içlidışlı olması, ayrıca, Amerika’nın Irak’la ilgili konularda Türkiye’yi dışarıda tutma ve Türkmen cephesinde sindirme politikaları ışığında böyle bir olasılık akla gelebilir; ancak, bu mümkün değildir; çünkü, Türkiye’yle rayına oturmaya başlayan ilişkilerden haberdar olan ve Amerikan askerî kuvvetlerinin lojistik ihtiyaçlarının Türkiye üzerinden sağlandığını bilen bir mahallî Amerikalı komutanın, peşmergelerin oyununa gelerek veya yanlış istihbaratı bahane ederek, daha üst bir komuta kademesinden talimat almadan, böylesine geniş tepkilere yol açacak kasıtlı bir operasyona girişmesi düşünülemez. Esasen, Sayın Genelkurmay Başkanımız da açıklamasında, bu olayı, Amerikan Silahlı Kuvvetlerinin, yani, Pentagon’un bir politikası olarak görmediğini; ancak, bunun, mahallî bir olay olduğunu da zannetmediğini belirtmiştir.

Şimdi, üçüncü olasılığa, yani, operasyona ilişkin talimatın Irak’taki Amerikan işgal ordusuna komuta eden Tampa’daki (Florida) CENTCOM Karargâhından çıkmış olması olasılığına gelelim. Buraya kadar yaptığımız değerlendirmeler ışığında, bu olasılığın gerçeği yansıttığı anlaşılıyor değerli arkadaşlarım. Esasen, askerlerimiz, bu hususa hemen parmak basmışlar; ancak, bunu ilan etmemişlerdir. Tampa’daki (Florida) CENTCOM komutanlık devir teslim törenlerine katılmak için Washington’a giden Ege Ordu Komutanı Orgeneral Sayın Hurşit Tolon’un törene katılmadan geri dönmesi bu nedenledir. Yine aynı nedenle, Genelkurmay Başkanlığı, CENTCOM nezdindeki Türk irtibat subaylarını geri çekmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bu bakımdan, Ankara’da yapılacak ortak araştırma komisyonu toplantılarına, CENTCOM’dan değil de, Almanya’daki Amerikan birliklerinden bir Amerikalı korgeneralin katılması isabetli olmuştur. Ancak, bizim görüşümüz, bu görüşmelerin, özür dilenmeden önce yapılmamasıydı; öyle olması daha isabetli olurdu.

Değerli arkadaşlarım, görüleceği üzere, çok ciddî bir durumla karşı karşıyayız. Amerikan Silahlı Kuvvetlerinin en önde gelen ve Ortadoğu bölgesinden sorumlu askerî karargâhında, Türk Ordusu mensuplarına karşı bir tezgâh kurulmakta ve aşağılayıcı muamelelere başvurulmaktadır. Bu vahim ve zihinlerden silinmeyecek olaydan sonra, Türkiye, kuşku duymadan, barış gücü düzenlemeleri çerçevesinde, Amerikan komutanları emrine Türk birliklerini verebilir mi?! Genel görüşmede bütün bunları tartışmamız gerekliydi.

Değerli arkadaşlarım, bu bakımdan, Süleymaniye olayı titizlikle araştırılmalı, suçlular cezalandırılmalı ve Türkiye’den özür dilenmelidir. Her halükârda, iki eski müttefikin birbirlerini iyi anlayabilmeleri ve aralarındaki güven bunalımını giderebilmeleri için, önce, Ankara’da toplanacak bu araştırma komisyonunun çalışmasında son derece dürüst ve objektif davranmaları gerekecektir. Ayrıca, bu iki eski müttefikin, ilişkilerini, açıklık, gerçekçilik, samimiyet, karşılıklı saygı üzerine olduğu kadar, gerçekçi bir açıdan değerlendirecekleri ortak çıkar ve değerler üzerine bina etmeleri de gerekecektir.

Değerli arkadaşlarım, bütün bu noktaların bir genel görüşmede enine boyuna tartışılması dileğiyle hepinizi selamlıyorum, saygılarımı sunuyorum.

Reklamlar

İşlemler

Information




%d blogcu bunu beğendi: