Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu İle Kültür Merkezlerinin Kuruluşu ve İşleyişi Hakkında Protokol

22 05 2003

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu ve İşleyişi Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini belirtmek amacıyla söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Bosna-Hersek, tarihimizde ve gönlümüzde çok özel bir yer işgal eder. Bu ülke ile Türkiye arasında mevcut ortak tarihsel ve kültürel değerlerin sürdürülüp canlı tutulması, Balkanlardaki Türk varlığının muhafazası için olduğu kadar, dışpolitikamız açısından da önem taşımaktadır.

Bu görüşlerle, 7 Şubat 1994 tarihinde Ankara’da Türkiye ile Bosna-Hersek arasında imzalanan bir kültürel işbirliği anlaşmasıyla, taraflar, ülkelerinde, karşılıklı olarak kültür merkezleri açmayı öngörmüşlerdir. İşte, bugün onaylayacağımız protokol, dokuz yıllık bir gecikmeyle, bu kültür merkezinin kuruluş ve işleyişiyle ilgilidir. Böyle önemli bir konuda bu kadar gecikme düşündürücüdür ve bu konulardaki etkinliğimizin üzüntü verici bir göstergesidir. Herhalde, araştırmaya ve değerlendirmeye değer. Bunda muhakkak ki, 1990’lı yıllarda hükümetlerin sık sık değişmesinin ve yasa tasarılarının kadük olmasının bir rolü vardır. Fakat, bunun da ötesinde bir lagarlık ve fikrî takip eksikliği var gibi geliyor bana. Bunu araştırıp, çözüm bulmalıyız.

Değerli arkadaşlarım, derin tarihî, kültürel, manevî ve siyasî bağlarımız nedeniyle, Bosna Hersek’in halihazır durumu ve bu ülkeyle ilişkilerimiz hakkında sizlere kısaca bilgi sunmanın yararlı olacağını düşünüyorum: Bosna-Hersek’te üç yıl süren korkunç savaş, bildiğiniz gibi, 1995 yılının sonunda Bosna-Hersek’in sınırlarını koruyan Dayton Barış Antlaşmasıyla son bulmuştur. Kurulan yeni devlet iki birimden oluşuyor: Bir tarafta Bosna Boşnak-Hırvat Federasyonu, diğer tarafta da Sırp Cumhuriyeti adlı iki antite, iki birim var. Çok hassas dengelere dayanan devletin yönetimi, ortak kurumlarla yönetiliyor.

Değerli arkadaşlarım, savaşın üstünden sekiz yıl geçmiş olmasına rağmen, Bosna-Hersek’te kalıcı bir barıştan söz etmek mümkün değil. Mültecilerin ve yerlerinden edilmiş kişilerin, evlerine dönüşleri başta olmak üzere, hâlâ, çözüme ulaştırılmamış bir dizi sorun Bosna-Hersek gündemindeki yerlerini korumakta, etnik gruplar arasında karşılıklı kuşkular ve güvensizlik duyguları devam etmektedir. Bu durumda ortak kurumlar işletilemiyor, ülkenin ekonomik sorunları gittikçe ağırlaşıyor.

Sorunların kaynağındaki güvensizlik ve çekişmenin temelinde ne yattığı apaçık belli. Batı basını, Bosna-Hersek bünyesindeki Sırplarla Hırvatların uyuşmazlık çıkararak Bosna-Hersek Devletinin sürdürülemeyeceğini uluslararası topluma kanıtlamak istediklerini ve bu şekilde üstünde yaşadıkları topraklarla birlikte Sırbistan ve Hırvatistan ile birleşmek niyetlerine zemin hazırladıklarını vurguluyor. Bunlar, Batı basınının değerlendirmeleri. Anlaşılacağı üzere, Bosna Hersek’te istikrar ve devletin varlığı pamuk ipliğine bağlıdır. Bu nedenle, barış gücü olan SFOR hâlâ Bosna-Hersek’te önemli bir role sahip bulunmaktadır.

BAŞKAN – Sayın Elekdağ, bir beş saniyenizi alabilir miyim.

Sayın Milletvekilleri, salonda bir uğultu var; bir değerli milletvekili arkadaşımız, değerli bir diplomat konuşuyor, lütfen, uğultuyu kesersek daha iyi anlaşılır.

Buyurun efendim.

ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye ile Bosna Hersek arasındaki ticaret hacmi 35 000 000 dolar civarındadır. Aktedilen serbest ticaret anlaşmasının uygulamaya girmesiyle birlikte, ekonomik ve ticarî ilişkilerin ivme kazanması beklenmektedir.

Türkiye’nin Bosna Hersek Hükümetine 1996’da sağladığı 20 000 000 dolar hibenin bugüne kadar sadece 16  000 000 dolarlık kısmı kullanılmıştır. Türkiye 1996’da 60 000 000 dolarlık bir Eximbank kredisi açmayı Bosna Hersek Devletine taahhüt etmiştir; ancak, muhtelif sorunlar nedeniyle Bosna Hersek bu imkândan yararlandırılmamıştır.

Bosna-Hersek’te faaliyet gösteren 48 Türk firmasının yatırımlarının tutarı 20 000 000 dolar civarındadır. Türk müteahhitlik firmalarının Bosna Hersek’teki faaliyetleri hayli mütevazı ölçülerde kalmıştır.

Bosna Hersek’le eğitim ve kültür ilişkilerimiz çerçevesinde 2002-2003 öğretim yılında bu ülkeye 30 kişilik yükseköğretim bursu tahsis edilmiştir, önümüzdeki yıl da yine 30 kişilik bir yükseköğretim bursu tahsis edilecektir.

Saraybosna Üniversitesi Felsefe Fakültesi Şarkiyat Bölümü bünyesinde bir Türkoloji Bölümü bulunmakta ve burada sadece 1 Türk okutman görev yapmaktadır. Türkiye, bu bölümün bağımsız bir kürsü olarak faaliyetini sürdürmesini istemiş, buna ilişkin girişimlerde bulunmuştur; fakat, bunlardan henüz bir sonuç alınmamıştır.

Çok amaçlı bir kültür merkezi olarak faaliyet göstermesi öngörülen Türk Kültür Merkezinin açılışı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Bülent Arınç’ın kısa süre önce Saraybosna’ya yaptıkları ziyaret sırasında gerçekleştirilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bu kültür merkezi, Balkan ülkelerindeki yegane Türk kültür merkezidir; oysa, her Balkan ülkesinde birkaç Türk kültür merkezi olması, bu ülkelerle kültürel ve siyasî ilişkilerin canlı tutulması açısından zorunludur.

Balkanlarda Osmanlı mimarisinin en önemli örneklerinden birisi olan Mostar Köprüsünün yeniden yapımının ülkemiz firmaları tarafından üstlenilmiş olması önem taşımaktadır.

Türkiye ile Bosna-Hersek arasında hayli yoğun diyebileceğim bir askerî ve güvenlik işbirliği mevcuttur. Bunların başında Bosna-Hersek’teki 12 000 kişilik barış gücü SFOR’un bünyesinde, halen Zenica’da konuşlanmış bulunan 500 mevcutlu taburumuz gelmektedir. Ayrıca, eğitim ve donatım programı çerçevesinde Bosna-Hersek Ordusuna mensup askerlere ülkemizde eğitim verilmektedir.

Görüleceği üzere, değerli arkadaşlarım, Bosna-Hersek’le kültürel olduğu kadar ekonomik ilişkilerimizin de tatminkâr bir düzeyde olduğunu söylemek çok zordur. Bunun başta gelen bir nedeni, bu alanlardaki işbirliğine tahsis edilebilecek kaynakların kısıtlı olmasıdır. Oysa, değerli arkadaşlarım, özellikle, bir dönemde Osmanlı İmparatorluğunun parçası olmuş olan Balkan ülkelerinde kültürel ilişkiler için yapılacak yatırımlar son derece önemlidir. Bunlar, siyasî ilişkiler üzerinde çoğaltan etkisi yaparlar.

Komşumuz Yunanistan, Balkan ülkelerinde hem ekonomik hem de kültürel açıdan son derece faal ve etkilidir. Tabiî, Avrupa Birliği üyesi olması, Yunanistan’a prestij sağlamaktadır bu ülkelerde. Onun dışında, Yunanistan, oldukça cömert davranıyor bu ülkelerde; buna ilaveten, Avrupa Birliği fonlarından da yararlanıyor.

Türkiyemiz ise, Bulgaristan’da, Sofya’da bir okuma odası açmak için dahi 12 000 dolar bulamıyor. Evet, Sofya Belediyesi, Türkiye’ye, Sofya’da “Türkçe okuma odası” olarak kullanacağı bir yer tahsis etmiştir, mekân tahsis etmiştir; ama, 12 000 dolar bulunamadığından, Türkiye bu fırsatı değerlendirememiştir. Bu da son derece düşündürücü.

Dışişleri Komisyonunda yapılan bir beyandan, Dışişleri Bakanlığı Kültür Dairesinin tahsisatının 225 milyar Türk Lirası olduğunu öğrendim. Değerli arkadaşlarım, bu meblağla, Bakanlığın, siyasî amaca yönelik kültür faaliyetlerini sürdürmek mümkün değildir. Ben, otuz yıl önce Dışişleri Bakanlığı Müsteşarıyken, bu miktarın 4 misli tahsisatımız vardı, ödeneğimiz vardı. Bakanlığa, iş yapabileceği bir kültür ödeneği tahsis edilmesi önem taşıyor. Değerli arkadaşlarım, ancak konuşmamın başında da belirtmiş olduğum üzere, birçok projenin uygulanmasında gecikmenin de, söylemiş olduğum gibi, fikritakip yokluğundan ileri geldiği anlaşılıyor. Bu hatalar tekrarlanmamalı, bunlar önlenmelidir.

Bu görüşlerle, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Türkiye ile Bosna-Hersek arasındaki Kültür Merkezlerinin Kuruluşu ve İşleyişi Hakkında Protokolün onaylanmasını desteklediğimizi bildirir; hepinize saygılarımı sunarım.

Reklamlar

İşlemler

Information




%d blogcu bunu beğendi: