Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti İle Sahil Güvenlik Alanında İşbirliği Anlaşması

23 01 2003

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sahil Güvenlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini sizlere sunmak üzere huzurunuza gelmiş bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Arasında Sahil Güvenlik Alanında İşbirliği Anlaşması, iki ülke arasında Eylül 1996’da akdedilmiş olan Denizde Arama ve Kurtarma Anlaşması ile haziran 2000 tarihli Denizciliğin Geliştirilmesine Yönelik İşbirliği Protokolüyle sağlanmış bulunan işbirliği alanını derinleştirmek ve genişletmek amacıyla hazırlanmıştır.

Lefkoşa’da 27 Eylül 2002 tarihinde imzalanmış olan bu anlaşmayla tarafların öngördükleri işbirliği alanlarına kısaca değinmek istiyorum.

Bunlardan birincisi, yasadışı göç ve insan kaçakçılığı ile diğer kaçakçılık faaliyetleri ve deniz kirliliğinin önlenmesi için mücadele edilmesidir. Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında bu alanlardaki işbirliğinin geliştirilmesi, doğudan Avrupa’ya doğru giderek yoğunlaşan göç dalgası ve bu olgunun Türkiye’nin imajına verdiği zarar dolayısıyla öncelik kazanmıştır. Ayrıca, silah, patlayıcı, radyoaktif ve zehirli maddeler ile uyuşturucu maddeler ticaretinin de, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki deniz alanlarından geçen deniz yoluyla, artan ölçülerde yapılması ve bu deniz alanlarının insan hayatına ve canlı kaynaklara zarar veren maddelerle kirletilmesi, bu bölgede etkin bir kontrolün kurulmasını zorunlu kılmıştır.

İkinci önemli husus, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çevresindeki deniz yetki alanlarında, üçüncü ülkelerin iznine tabi bilimsel deniz araştırmalarının, sismik faaliyetlerin, sondaj faaliyetlerinin, kablo ve boru döşeme faaliyetlerinin kontrol edilmesi zorunluluğudur. Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında bu alanda yürütülecek işbirliği, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin deniz yetki alanları üzerindeki haklarının korunması açısından son derece önemlidir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında petrol aranması hususunda da bir işbirliği yürütülmektedir. Bunun ortaya çıkmasının nedeni, Kıbrıs Adasını çevreleyen deniz alanlarında petrol aranması hususunda, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin üçüncü devletlerle anlaşmalar yapması ve aynı zamanda yabancı şirketlere arama ruhsatı vermesinden ileri gelmiştir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de bu alanda boş durmamış ve Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı ile ruhsat anlaşmaları yapmıştır. Bu ruhsatlar, Anadolu ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki bölge için ve Karpaz’ın doğusunda, İskenderun Körfezine doğru uzanan bölge için verilmiştir.

Üçüncü önemli nokta, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin birlikte SAR faaliyetlerinde bulunacak olmalarıdır. SAR, yani Search and Rescue, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin Türkiye’yle birlikte deniz yetki alanlarında ortak arama ve kurtarma operasyonlarında bulunmaları anlamına geliyor. Bu tür ortak faaliyetler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin kendi deniz yetki alanları üzerindeki haklarının pekiştirilmesi açısından son derece önemlidir.

Bu bağlamda dikkatinize sunmak istediğim önemli bir husus da, Kıbrıs’ta halen Sayın Denktaş ile Klerides arasında müzakere edilen Annan Planının deniz ve hava yetki alanları hususunda bir öneri getirmemiş olmasıdır. Bu konular taraflar arasında müzakere edilecektir.

Sadece Annan Planı çerçevesinde değil, genel olarak da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin bu husustaki tezlerini savunabilmesi için, deniz yetki alanları üzerindeki kontrolünü fiilen tesis etmesi gerekmektedir. Bunun için de, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine fiilî kontrolü tesis etmesi için gerekli araçların ve donanımın sağlanması büyük önem kazanmaktadır.

Belirtmek istediğim son bir nokta daha var sayın milletvekilleri, bu da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin deniz yetki alanlarındaki haklarının korunmasının Türkiye’nin güvenliği ve stratejik çıkarları açısından hayatî önem taşıdığıdır. Bilindiği üzere, Yunanistan, Ege’de karasularını 12 mile çıkarma hususunda ısrarlı girişimlerde bulunmaktadır; Avrupa Birliğini de arkasına alarak, bu hedefini gerçekleştirmek istemektedir. Yunanistan, eğer bu hususta başarılı olursa, Türkiye açısından Ege’den geçen deniz ticaret yolları Yunanistan’ın kontrolü altında olacaktır. Buna eğer Girit, Rodos, Kıbrıs ekseni de ilave olursa, bu adalar zinciriyle Türkiye, İyon Denizinden İskenderun Körfezine kadar bir kontrol kuşağıyla çevrelenmiş olacaktır. Türkiye’nin dışticaretinin yüzde 90’ı deniz yoluyla yapılmaktadır. Türkiye’nin petrol stokları iki ay civarındadır. Eğer, bu hususlar dikkate alınırsa, Genelkurmay Başkanımızın beyan ettiği gibi, Türkiye’nin Anadolu’ya hapsedileceği ortaya çıkar.

Bu açıdan, CHP olarak biz, bu anlaşmayı destekliyoruz ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin deniz yetki alanları üzerindeki kontrolünü fiilen tesis etmesi amacıyla gerekli teçhizat ve donanımın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine sağlanmasına büyük önem veriyoruz.

Saygılarımı sunuyorum.

Reklamlar

İşlemler

Information




%d blogcu bunu beğendi: