Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti İle Hava Arama Kurtarma Alanında İşbirliği Anlaşması

23 01 2003

Değerli Milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Arama Kurtarma Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini açıklamak üzere huzurunuzda bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Kıbrıs Adasındaki hava arama kurtarma sorumluluğu, uzun bir süreden beri İngiltere’nin sorumluluğunda bulunuyordu. Kıbrıs Cumhuriyetini kuran 1960 anlaşmalarıyla da bu durum teyit edilmişti. 1963 olayları ve 1974 müdahalesinden sonra da bu düzenlemeye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi herhangi bir itirazda bulunmamışlardı.

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, hava arama kurtarma sorumluluğu, ICAO -yani, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü- kuralları çerçevesinde, ülkelerin arama kurtarma sınırları içerisinde bulunan veya kazaya uğrayan hava araçlarına yardım edilmesi ve arama kurtarma hizmetleri sunulması faaliyetini öngörür. Bu amaçla, FIR alanları -yani, uçuş bilgilendirme alanları- tespit edilmiştir. Bu alan çerçevesinde, trafik hizmetleri ve arama kurtarma sorumluluğu üstlenmiş olan bir devlet, sorumluluk sahası üzerinde egemenlik hakkı olduğunu kesinlikle iddia edemez; çünkü, insanî bir vecibeyi yerine getirmektedir. Kesinlikle diyorum; çünkü, bu alanda uluslararası otorite olan ICAO’nun, bu belirttiğim hususu teyit eden birçok resmî kararı vardır. Bu kararlara rağmen, komşumuz Yunanistan, bu insanî hizmetin ifa edileceği FIR alanının -yani, uçuş bilgilendirme alanının- kendisine, Ege’de egemenlik hakları bahşettiği gibi gibi yanlış ve uluslararası hukuku ihlal eden bir uygulama içine girmiştir. Yunanistan’ın bu tutumu, Ege’de tehlikeli durumlara yol açar. Bildiğiniz gibi, Türk ve Yunan uçakları zaman zaman köpek dalaşına girerler; bu da tehlikeli durumlar yaratır. Bu bakımdan, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bu konularda son derece hassastırlar. Nitekim, İngiltere’nin söz konusu arama ve kurtarma sorumluluğunu Güney Kıbrıs Rum yönetimine 1 Mart 2002 tarihinden itibaren devredeceğini açıklaması üzerine, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti derhal birer notam yayınlayarak, İngiltere’nin arama ve kurtarma sorumluluğunu tek taraflı olarak Güney Kıbrıs Rum yönetimine terk etmesine, devretmesine karşı çıkmışlardır. Bunu takiben de, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Lefkoşe FIR alanı içinde arama kurtarma hizmetlerini yerine getireceğini açıklamıştır.

Sayın milletvekilleri, işte, bu durumda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, 1 Nisan 2002 tarihinden itibaren Ercan tavsiyeli hava sahasında hava arama ve kurtarma hizmetlerinin kendi birimleri tarafından verileceğini ilan etmiş ve bu husustaki imkân ve kabiliyetleri geliştirmek amacıyla da 19 Eylül 2002 tarihinde, Ankara’da, Türkiye’yle bir işbirliği anlaşması imzalamıştır. İmzalanan anlaşma incelendiği takdirde, Ankara Hava Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi ile Ercan Hava Arama Kurtarma Merkezi arasında sıkı bir işbirliğinin öngörüldüğü görülecektir.

Sayın milletvekilleri, tabiî, burada en önemli nokta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin hava arama kurtarma alanındaki teknik altyapısını, hizmeti yapabilecek bir kapasiteye ulaştırmak gelmektedir. Bu amaçla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde arama kurtarma hizmetlerini yerine getirecek olan personelin yetiştirilmesi ve gerekli araç ve gereçlerin Kuzey Kıbrıs’a sağlanması büyük önem kazanmaktadır. Anlaşmada, filhakika, bu hususlar ayrıntılı bir biçimde yer almıştır; fakat önemli olan, hükümetin üstlendiği bu yükümlülüklerin kâğıt üzerinde kalmamasıdır. Olası bir kaza halinde, eğer, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, gerekli hizmeti yerine getiremez, yükümlülüğünü ifa edemezse, bu durum, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin aleyhine kullanılır ve Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin tüm Ada üzerinde arama ve kurtarma sorumluluğu olduğu tezi güç kazanır.

Değerli milletvekilleri, bu konunun bir açıdan daha önemi var; bu da, Annan Planında -ki, halen, bildiğiniz gibi, Başkan Denktaş ile Klerides arasında müzakere ediliyor- deniz, hava sorumluluk sahalarıyla ilgili önerilerin açık bırakılmış olmasıdır; herhangi bir öneri getirilmemiştir. Bu husus, Türk ve Rum tarafları arasında müzakere edilecektir. Bu açıdan, Türk tarafının, hava sahası alanındaki tezlerini savunabilmesi için, hava arama ve kurtarma hizmetleri hususunda KKTC’nin yeterli kapasiteye ulaşması önem kazanmaktadır.

Hükümetin, bu nedenle, anlaşmayı özenle uygulamasının ve yükümlülüklerini bu bilinçle yerine getirmesinin önemini bir kere daha burada vurguluyorum.

CHP, bu anlayışla, anlaşmaya olumlu oy verecektir. Saygılarımı sunarım sayın milletvekilleri

Reklamlar

İşlemler

Information




%d blogcu bunu beğendi: