Geçici Başkan Şükrü M. Elekdağ’ın TBMM’nin 22 . Döneminin Açılış konuşması

14 11 2002

Sayın milletvekilleri, gündemimize göre, andiçme töreni yapılacaktır.

Andiçme törenine başlamadan önce, Geçici Başkanınız olarak, Yüce Heyetinize dilek ve temennilerimi kısaca sunmak istiyorum.

Önce, hepinizi saygıyla selamlıyor ve başarınızdan dolayı kutluyorum.

Değerli arkadaşlarım, Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi olarak, benim şimdi bulunduğum şu makamda hem savaşı hem de ülkeyi yönetmişti. Bu bakımdan, milletimizin iradesini temsil eden bu Yüce Meclise, Geçici Başkan olarak dahi bu kürsüden hitap etmenin, benim için, büyük bir şeref, gurur kaynağı ve imtiyaz olduğunu belirtmek isterim.

Sayın milletvekilleri, 3 Kasım seçiminden sonra dünyanın dikkatleri Türkiye Büyük Millet Meclisi üzerine odaklaşmış bulunuyor. Bu yoğun dikkat ve ilginin temel sebebi, Türkiye’de cumhuriyetin kurulmasından 79 yıl sonra hâlâ karşıt siyasî felsefeleri benimseyen iki büyük toplumsal cephe arasında barışın sağlanamamış olması nedeniyle bazı dönemlerde aksamış olan Türk demokrasisinin bu sefer yaşamsal bir sınav verecek olmasından kaynaklanıyor. Türkiye’nin bu sınavda başarılı olması, Meclisimizde temsil edilen iki siyasî görüşün birbirlerine siyasî açıdan rakip olmalarına rağmen temelleri Atatürk tarafından atılmış olan laik ve demokratik cumhuriyeti korumak ve yüceltmek hususunda tam bir anlayış içinde olmalarına ve ulusal hedefler doğrultusunda tam bir sorumluluk ve içtenlik zihniyetiyle işbirliği yapmalarına bağlıdır.

Sayın milletvekilleri, Meclisimiz böyle bir ortak hedefi benimseyerek bu sınavda başarılı olursa, Türkiye, sadece kendine istikrar ve refah yolunu açmakla kalmayacak, buna ilaveten Türkiye’nin sınırlarını da aşan büyük bir tarihsel misyonu da gerçekleştirmiş olacaktır. Bu misyon, Türkiye’nin İslam ile çağdaş siyasî değerleri bağdaştıran bir devlet sisteminin dünyadaki yegâne temsilcisi olarak İslam ve Türklük dünyası için parlak bir model ve cazibe odağı haline gelecektir. Batı ve İslam uygarlıkları arasında ahenk ve barışın sağlanmasına katkıda bulunacağı görüşüyle dünyanın böyle bir modelin varlığına çok büyük ihtiyacı olduğu ve böyle bir örneği, ancak, laik, demokratik cumhuriyet modeline sahip bulunan Türkiye’nin oluşturabileceği, seçkin dünya devlet adamları ve ünlü siyaset bilimcileri tarafından dile getirilmektedir; nitekim, bundan önceki yasama döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisine hitap eden Başkan Clinton “Türkiye, 21 inci Asra şekil verecek ülkedir” derken bunu kastetmiştir. Gerçekten de, Türk modelinde İslam ile Batı uygarlıklarının ahenk içinde yaşamasının ve aralarında sağlıklı bir işbirliği tesisinin tohumları ve mayası vardır.

Yeni Meclisimiz, Türk modeline tartışmasız bir nitelik kazandırmak suretiyle bu tarihsel misyonu gerçekleştirebilirse, Türkiye, dünya barışına eşsiz bir hizmet verme durumunda olacaktır. Böyle bir Türkiye’nin Doğu’da ve Batı’da sesi çok daha gür çıkacak ve Türkiyemiz dünyada bir yıldız gibi parlayacaktır.

Sayın milletvekili arkadaşlarım, konuşmamı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu yasama döneminde yapacağı hizmetlerin milletimize refah ve mutluluk getirmesi temennisiyle ve siz aziz milletvekillerine yapacağınız hizmet ve çalışmalarda üstün başarılar dileyerek bitiriyorum.

Reklamlar

İşlemler

Information




%d blogcu bunu beğendi: